Lavinya Dergisi

ELİF VE VAV
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

“Elif ne ise güzellik odur.” sözü çalınır kulağımıza. Aşk’ı Elif’e benzetir kimileri. Öyle ki; isminde gizlidir güzelliği. Lakin okunmaz. O olmadan da besmele sese gelmez. Her şeyin içinde ama görünmez. Gölgesinde “Vav” soluklanır. Susar seslenmez. Vav kimine göre edeptir, kimine göre yakarış. Baktığın her yerde sabırdır. İlmek ilmek içten bağırış. Bir ebrunun lalesinde o yeşil, belki de daha derin bir bakış. Bir güvercin kanadındaki beyaz, zarif tüy. O bahşedilmiş kanat çırpış. Yetim başı okşamaktaki merhametli insan eli, duruş.
“Elif gibi doğru ve dik, Vav gibi mütevazı olmalı insan.” diyor derviş. Eğiliş ama yine kalkış. İnsan nasıl hem dik durur hem büker bedenini deme; Elif ve Vav bir ömür secdede kul kalış. Kalbini doğruya yöneltiş. Lal gibi gönül kırmada susuş. Kusur kapatmada gece gibi rol karartış. Ömrünü söz verdiğin yâre adayış. Eline batan dikeni görmezden geliş. Şiirlerdeki mana, şarkılardaki besteyi çalış. İncinsen de gözlerindeki buğuya sarılış. Rüyanda gözünden çıkan istemsiz yaş. Alır giderim dediğin düşünceli baş. Sofrandaki ekmek, ayağına değen taş. Hepsi Elif ve Vav çevresinde, hepsi sana nasihat. Kâinat ile tanış.
Düşüş ve kalkış.
Kalem sende, kâğıtta. Hadi yaz ilk harf Elif. Dik! Dimdik! O dosdoğru bir davranış.
Sonra Vav ol. Aczini bil! Haddini bil! Kibrini sil! Bu teslimiyetli bir yakarış.
Ölç, tart, biç, yargılama, büyü, anla! Şu tam da kendini sarsış.
Ses ver dinle; yine güzel konuşur derviş:
“Elif gibi dimdik olmak için, vav gibi eğilmek lazım.”
Dön özüne oku; var okunacak yüzlerce deyiş, özdeyiş, atasözü…
Usanma işle göğsüne nakış nakış…