Lavinya Dergisi

80 GÜNDE DEVR-İ ÂLEM
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

“Yapa-maz! Başara-maz! Gide-mez! Üstesinden gele-mez!” –mez, -maz. Türkçe’deki fiillere gelerek onları olumsuz hale getiren ekler, peki ya hunharca bu kelimeleri sarf eden diller? Tehlikeli bir çeteler. Ne kadar hayatımızdalar? Veyahut neden akışın içindeler? Niye yapamadıklarını yapmanı eleştirirler? Önemli midirler? Belki, bazen, her zaman, hiç. Cevaplar kişiye, zamana, ruh halimize göre değişse de varlar. Ve az çok beynimizde ama önem arz ederler. Peki ya kulaklar? Neler duyarlar? Ne kadarına cevap verirler?
“Ağrı dağının en tepesine çıkacağım.”, “Dövüş sanatlarında siyah kuşak alacağım.”, “Yirmi kilo zayıflayacağım.”, “Kırkımdan sonra üniversite okuyacağım.”, “Ruh eşimi bulacağım.”, “Şair olacağım.”, “İşimi bırakıp pastacılık yapacağım.”, “Yirmi kedi alacağım.”… Hayaller, istekler, içten gelenler, radikal kararlar. Karşısında elbette yine –mez, -mazlar. Biri daha vardı ama tarihte; hepimizin gönül verdiği çocuk edebiyatında yaşayan karşıt -maz. Kim demiş ki; bir borsacı şahane o eseri dünyaya bıraka-maz. Hikâyeyi hatırlarsak bu hiçte zor ol-maz: Zengin iş adamı, Bay Phileas Foog İngiltere’de yaşarken ve gösterişi hiç sevmezken, bütün nazikliği ile briç masasında sohbetteyken, masada bir hırsızlık olayı konuşulmaya başlar. Eminim vardır birkaç dilden çıkan “başla-maz.” Onlar zaten kitap oku-maz. Gel zaman git zaman laf lafı açarken; ortaya bir iddia atılır. -Mez-maz çetesi der ki; 80 günde dünya dolaşıla-maz. Ah yan masada da bir dedektif, nasıl olduysa kahramandan şüphelenir. Başka türlü bu kadar para kazanıla-maz. Aksine hiç kafa yor-maz. Acaba bu kaçış bir planı mıdır? Yok hayır böyle masum olun-maz. Peki çete ne ister? Başaramayacağından bu kadar eminken. Para evet! Başaramazsa servetinin yarısı Bay Foog’a kal-maz! Tren, Fil, gemi, tabanlar derken yolda kalın-maz. Kurban edilecek bir genç kızı dahi kurtarırlar. Vardır biliyorum peşin hüküm veren “kurtara-maz.” Zordur, yıpratır, bezdirir çıktığı yol. Silkinir, ofla-maz. Maceralar usandır-maz. En zor anda dahi mücadeleyi bırak-maz. Umudunu yitir-mez. Dedektif ise zaten bir şey bula-maz. Takvim yaprakları akar, durdurula-maz. Foog’un beş arkadaşı, son gün dakikaları sayarken “geldim” sözüyle kimse mutlu sayıl-maz. Sahi kim demişti “80 Günde dünya dolaşıla-maz?”.
Yapar! Başarır! Gider! Üstesinden ge-lir. Neden olumluluk ekleri dillere dolan-maz? Bu sayfa da böyle sonlan-maz. Olumsuzluk ekleri, çete, 80 günde devr-i âlem derken, hızla anlatılan hikâyeden ana fikir çıkarıla-maz. Çünkü onlar yine anlamak istediğini anlar. Lakin hayallere dikte yapıla-maz. – Mez, -maz. Her dille yola çıkıla-maz. Kapa kulaklarını, inan kendine, aklına getir Foog’u. Düşün kendini de belki; fil sırtında. Yolculuğun olsun düşlerine, istersen tüm dünyaya. El salla olumsuzlara. Başar, yap, dene! Aksi ile yaşan-maz.