Lavinya Dergisi

LAVİNYA
Mehmet YILDIRIM

Ben zerre koymamışken ağzıma bu meretten, Neden bu kadar sarhoşum şehrinde, Aşkından mı? Yoksa vuslata kavuşmayan bakışlarından mı?

Şimşekler çakarken gecenin bir yarısında,
Karanlığı yaran yıldırımlar,
Ağaçları kökünden çatırdatırken,
Öfkeyle dirilen hüzünlü hatıralarım,
Bedenimi sararken garip bir sancıyla,
Odamın tavanına yansıyan,
Gaz lambasının cılız alevinde,
Seni düşünüyorum ölüm çiçeğim,
Bizim buralarda bahar gelmez oldu,
Ağaçların dallarında sararan yapraklar,
Geçip gitmiş otların yalın dikeni,
Ayaklarıma bata bata seni aradığım,
Şu yaylalarda,
Bir çobanın sofrasına konuk olana dek,
Kurumuş boğazımın nefes alması,
Ansızın dudaklarımda,
Harlanmış ateşin demi,
Bu ayazda nerden gelir bu ateşin odunu,
Yanan odunsa tabi içimde küle hasret,
Yahut ya ciğerimden geliyorsa,
Bu yanık kokusu,
Koşa koşa rüzgarı tenimde hissederek,
Uçurumun kenarında gerile gerile,
Bulutların dansını izleyerek,
Seni hissediyorum özgürlüğüm,
Evin yolunu unutup da birkaç kez,
Çıkılmaz sokakların çöp konteynerine,
Sırtımı dayayıp da düşlediğim,
Geceyi içimde,
Öylece aydınlığa çeviren yıldızca sözlerle,
Ay parçası gülüşünü bir araya getiren,
Hafızamın bu garip gölge oyunu,
Sana canı gönülden tutuklu kılarken beni,
Konteynerin içinden,
Korkuyla fırlayan kedinin heyecanına,
Hem ortak hem yabancı kalıyorum,
Bedenimin var olduğu bu çıkmaz sokak,
Ruhumu esir eden gözlerin kadar,
Çıkılmaz değil ya elbet,
Evet,
İşte sensin,
Pencerenden yansıman,
Kaldırıp başımı baktığım,
Tek göz pencereli odanın ışığı,
Seni izliyorum,
Hayalimdeki muhteşem sevgili...