Lavinya Dergisi

KAPI ARALIĞI
Gülşah DEMİRCİ

“Susup içime döktüğüm cümlelere boğazımdan geçiş yok Parmak uçlarımla konuşuyorum, duyuyor musun?”

Bir çerçeve olur kimi zaman bir kapı aralığı, dünyanın çeşitli köşelerine uzatılmış fotoğraf makinelerinden dökülen tüm kadrajlarını bir yere bırakıp gözlerinden yeni bir kare düşürüverir önüne. Sessiz, usul usul kazınır hafızanın unutulması mümkün olmayan bir yerine. Baktığında gördüğündür anlamları sırtlanan, onu bu kadar özel kılan... Baktığında gördüğündür evet, göz bebeklerinde kundaklara sarıp sarmalanan...

Şimdi bir kapıdan içeriye süzülüyor bakışlarım, eşiği geçip şefkatle okşuyor gördüklerini, özlemleri sırtlanıp öpüp kokluyor önünde duran kareyi. Dudaklarımın kenarına bağdaş kuran bir tebessümün kucağına yerleşiyor henüz söze dökülmemiş tüm güzel kelimeler ve sahibini bulup tutuyor elinden. Bir bakış mesafesinde özenle büyüyen sessizliğin anlatacağı ne çok şey var. Bir kapının önünde, ruhuma açılan kapılardan bakıyorum ve baktığımın da ötesine geçip gördüklerimle umutlu bir farkındalık besliyorum. O mevhum zaman mefhumu eğilip bükülüyor, geçmiş ve gelecek siliniyor takvimlerden. Hafızama işlenen o anı izliyorum ve sessizliğin kalbime anlattıklarını dinliyorum.

Bir dikdörtgenin içine çok şey sığabilir, bir çerçeveye koyduğun resim gözden göze değişir. Bir kapı dünyanın en sıcak, en yumuşak karesine çerçeve olabilir ve zihninin en güzel yerine asılabilir. Kapı deyip geçmemek lazım, kimi zaman hikâyeyi baştan yazdırabilir; ayrılıklara açılan kapı, kavuşmalara da aralanabilir. Anahtara ihtiyaç yok, sen önce gözlerini aralamayı bil yeter ki!


Not: O kapıyı çerçeve yapıp zihnime astığım kareyi gösterebilirim belki ama o karede ne gördüğümü asla. Ne kelimeler sırtlanabilir bunu, ne de siz anlayabilirsiniz. O yüzden görsele aldanmayın. Gözler de birer kapıdır, neye, kime, nasıl araladığınız önemli.