Lavinya Dergisi

ELBET BİR GÜN
Osman YAVAN

İnanıyorum ‘‘ Elbet Bir Gün! ’’ İnsan dünya’ da ne için var olduğunu anlayacak…

DEĞERLİ OKURLARIMA VE TÜM İNSANLIĞA İTHAFEN, Ben bu eseri yazmaya küresel dünyanın geldiği noktada, insanların karakter hal ve hareketleri tavırları davranışlarının. Geçmişten günümüze ne gibi veya nasıl değişiklikler gösterdiğini. Buna nelerin sebep olduğunu, toplumu nasıl etkilediğini her alanda çocukluktan ergenliğe ve yetişkinliğe kadar olan yaşantılarını ve insanların teknolojiden ne şekilde yararlandığını taşlaşmış binaların arasında akıp giden hayatları ve aynı zamanda, İnsanların birbirlerine karşı samimiyetsiz tavırları tükenip kaybolmaya yüz tutmuş güvenlerini. İnsanların kendisine olan saygısını ve topluma olan saygısını nasıl neden ve niçin yok olmaya yüz tutmuş olduğunu, kimi insanın özgüvenini bitmiş kimi insanın bitmeye yüz tutmuş kimi insan ise her ne olursa özgüvenini asla yitirmeyip hayatına nasıl yön ve şekil verdiğini de anlatmaya çalışacağım. ANLAMIYORUM… Ben günümüzdeki çoğu insanı anlamıyorum. Ben kadın cinayetlerini anlamıyorum. Ben bebekleri ve çocukları taciz eden insanları anlamıyorum. Ben hayvana tecavüz eden insanları anlamıyorum. Ben doğuştan veya sonradan engelli olan insanlara karşı ötekileştirmeyi anlamıyorum. Ben ırkçılık yapan insanları anlamıyorum. Ben hayat bu kadar kısayken egosunun esiri olmuş insanları anlamıyorum. Çocuk büyütmek, yetiştirmek, hayatı öğretmek çok zor olmasa gerek. Çocukları yetiştirirken onlara; çevremdeki çoğu insan her konuda hayatın her alanında ben yapamadım çocuklarım yapsın ben yaşamadım çocuklarım yaşasın şeklinde yetiştiriyor yanlış bu ileride çocuğun hazırcı ve hiçbir zorluğa göğüs gerememesine sebep oluyor. Bazıları da çocukları ne isterse yapıyor. El bebek gül bebek yetiştirip bir dediğini iki etmiyor. Bu yanlış yetiştirme tarzından dolayı, ileride toplum içerisinde her istediğimi elde ederim, yaparım edasında yaşıyor. Kimse senin çocuğunun egosunu, kibrini çekmek zorunda değil. Bazıları yokluğu gösteriyor olduğu halde çocuklarına destek çıkmayıp onları hayatın zorlukları ile baş başa bırakıyor. Çok yanlış bir tutum şekli, ileride hiçbir şeye tepki gösteremeyen ne söylenirse yapan içine kapanmış bastırılmış olarak hayatına devam ediyor. Bazı aileler ise çocuklarına olduğu zaman varlığı, olmadığı zaman yokluğu gösteriyor. Bazen isteklerini yapıyor. Bazen isteklerini yerine getirmiyor. Bazen hayatın zorluğunda yanında oluyor. Bazen de tek başına bırakıyor. Ama bunları yaparken orta yolu bulmak yani, o ince çizgiyi ayarlamak çok önemli. Çünkü ilerde yani, yetişkinlik dönemlerin de verecekleri kararları olumlu veya olumsuz yönde etkileyecektir. Çocuklarınızı yetiştirirken onlara terbiye, ahlak, kültür, örf ve adetlerinizi, ırk, dil, din, mezhep gibi hayatın içerisindeki gerçekleri, hepsinin birey veya bireyler tarafından yaşatıldığını ve ırkı dili dini mezhebi her ne olursa her şeyden önce insan olduğunu öğretmeyi unutmayın. Hepimizi Allah’ın yarattığını ve gayemizin Allah’a kulluk olduğunu öğretin, öğretin ki! Ahlak ve terbiye ile hayatına devam etmeyi öğrensin milletin namusuna şerefine haysiyetine malına canına kastetmekten hayâ etsin. Bağlı olduğumuz kültür veya yaşadığımız toplumdaki örf ve adetlerimizi öğretin ki geleceğe yön veren çocuklarımız olsun. Ama bunu yaparken de yani kültürümüze örf ve adetlerimize bağlı kalarak eski ve geri kalmayıp yeniliklere de açık olmayı öğrensinler. Hayatın ve dünyanın ortak yaşam alanı olduğunu, dünyanın sadece onların etrafında dönmediğini öğretin. Bırakın çocuklarınızın falanın kızı ve oğluyla kıyaslamayı bırakın ne yaparsa yapsınlar sizler kendi çocuklarınızla ilgilenin konuşun onların dertlerine sıkıntılarına ortak olun lise tercihi yaparken, üniversite tercihi yaparken yok doktor ol yok hâkim ol diye dayatma ve zorlama yapmayın. Bırakın neyle mutlu oluyorlarsa onunla yaşamayı öğretin onlara. Yaptığı veya seçeceği mesleği sırf parası veya makamı için seçtirmeyin onlara hayatta her şeyin para olduğunu ama çoğu şeyi satın alamayacağını öğretin onlara. Futbolcu mu, müzisyen mi, ressam mı olmak istiyor, bırakın olsunlar. Öğrensin kendisini geliştirsin onlara biçilen ömürlerini kısıtlamayın lütfen! Çocuklarınıza şerefi ve namusu için yaşamayı, helal ve harama riayet ederek para kazanmayı öğretin. Erkek çocuğu yetiştiren anneler babalar oğullarınıza saygıyı ve sevgiyi aşılayın etrafındaki kızların onun zevki ve özel arzuları için yaratılmadığını yetiştirilmediğini öğretin. Kadına şiddet ile değil şefkat ile yaklaşmayı öğretin. UNUTMAYINKİ PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.) VEDA HUTBESİNDE ŞÖYLE BUYURMUŞTUR: KADINLAR SİZE ALLAH’IN EMANETİDİR. Kız çocuğu yetiştiren aileler kızlarınıza ileride anne olacaklarını toplum için evlat yetiştireceklerini buna göre ahlak ve terbiye ile yetişmelerini öğretin. Kızlarınıza anneliğin kutsal bir vazife olduğunu aşılayın bir bayan olduğunu ve insanlarla mesafeli olmasını gerektiğini aşılayın. Ve çocuklarınıza yardım etmeyi paylaşmayı saygı ve sevgiyi hoşgörülü olmayı eleştirmeyi okumayı anlamayı dinlemeyi öğretin. Bir şeylerden şikâyet ettiği zaman önce teraziye kendi günah ve sevabını doğru ve yanlışını koymayı öğretin, öğretin ki adaletli ve eşit davranmayı öğrensin. Etrafındaki toplumdaki olaylardan kendilerine ders çıkartmayı öğretin ki illaki başına gelince tecrübe etmek zorunda kalmasın. Bunu öğretirken insanların hatalarını ve yanlışlarını kurcalayıp onunla zaman kaybederek kıymetli vaktini boşa harcamasın. Eserimde iki ana karakter olan Settar ve Bahtiyar’ın çocukluktan itibaren yetişkinlik dönemine kadar olan yaşadıkları ve bu olaylardan etkilenip hayatlarına nasıl yön verdiklerini sizlere gerçek ile kurgu arasında harmanlanmış eserime giriş yapmadan söylemek istediğim birkaç şey daha var. ‘‘Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, geleceğin ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışısınız. ’’ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK