Lavinya Dergisi

RÜZGARLAR DENİZ VE SEN
Furkan KINACI

İnsana zor gelen şey yaşamadığı hatta yaşayamayacağı şeyleri yazmak değil, yazamayacağı şeyleri yaşamaktır.

Bu şehrin ayazı da sıcağı da,
Beni yoracağı kadar yordu.
Bu şehrin rüzgarları
Zaten saçlarını okşamıyor artık.
Bundan benim bıkışım
Sana geliyorum.
Doğrusu seni görmek için,
Küçük bir ihtimal için,
Belki bir an belki bir anı,
Belki bir gün sana anlatacağım,
Bir hikaye için,
Şehrine geliyorum.
Gurbetime geliyorum.
Yalnızlığımı bırakıp
Benliğimi büsbütün sarmış
Bir ümitle bir sevinçle,
Ben, sana geliyorum.
Gözlerim belki bu sefer
Daha güzel güler.
Bu, çektiklerime az bile gelir.
Çile dolu alnımla
Kar beyaz gömleğimle
Sana geliyorum.
Bir gecenin yarısına doğru
Sana birkaç mısra yazıyorum.


Gün doğuyor yola çıkarken
Ve yollar uzanıyor hasretimle.
Adını bilmediğim sarı çiçekler
Belki bir ayçiçeği
Sana geliyorum.
Yanımda birkaç dost.
Bir tarafta bir çocuğun gülümsemesi,
Bir tarafta denizin sesi,
Denizin gürlemesinde şiir yazan şairler,
Denizin ufkunda yalnızca kavrulan
Bir Anadolu çocuğu ben.
Her şair bir denizi eskitirmiş.
Ya hayali
Ya bir akşam vakti
Ya da vakitsiz
Benim belki de bir denize yazamayışım
Bu şehrin rüzgarları yüzünden.

Geldiğim yerde bir deniz olsaydı
Damla damla, dalga dalga seni yazardım.
Bilseydin bunu keşke
Şimdi yanımda sen olsaydın,
Ama nafile gidiyorum.
Gün bitti,
Gurbet bitti,
Hasretim hala diri,
Ve hala sen,
Boğazım düğüm düğüm.
Sen...