Lavinya Dergisi

BİZE DOĞRU
Ceyda KAHRAMAN

“Istıraptan belin büküldüğünde, dünyanın üzerine ebedi bir gece çöksün istediğinde, yağmurun ardından ışıldayan yeşilliği düşün, düşün bir çocuğun uykudan uyanışını.”

    Kendimizi tamamen keşfettiğimizi düşündüğümüz her an, buna hâlâ ne kadar uzak olduğumuzu tekrar anlıyoruz. Her yıl farklı bir yanımızı, sana da merhaba der gibi karşılıyoruz. İnsan yaş aldıkça elbet değişir fakat insan tanıdıkça daha çok değişir.

     Belki de bu yüzden bazı insanlarla yollarımızın buluşması yalnızca onları hayatımıza dahil etmek için değildir; kendimize dair bildiğimiz her şeyi yeniden gözden geçirmek içindir. Çünkü o insan, bizim daha önce orada olduğundan bihaber olduğumuz bir yanımızı aydınlatabilir. Bazen endişelerimizi, bazen sabrımızı, bazen en sıcak, en şefkatli duygularımızı… Bazen de birine ne denli bağlılık hissedebildiğimizi gösterir. Kendimizden bile en uzağa koyduğumuz, en kırılgan hâlimizi gösterir. Bizi bize katar.

     Bu insanlar öyle alelade çıkmazlar karşımıza ki her insanla da bu keşfe çıkamazsın zaten. Ben bunun bazı kırılma anlarından biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü o insanı tanımak yalnızca onunla başlayıp bitmez; kendini de tanımaya başlarsın. Ona yaklaştıkça kendine de yaklaştırır seni. Onu severken içine de dönersin, oradaki insanı da daha bir seversin istemeden. Birine gerçekten, derinde bir yerde yer vermenin ne demek olduğunu, aranızdaki sessizliğin dahi kıymetini hissettiğinde anlarsın.

     Farklı gözlerde kendine rastlamak ne büyük armağandır. O gözlere ilk baktığınızda gördüğünüz kişi ile son baktığınızda gördüğünüz kişi aynı olmayacaktır. Artarak değişmiştir, keşfetmiştir hem kendini hem o insanı. Bir olmuş, biz olmuştur.

     Mühim olan bu gerçekleşirken geçen zamanı saymak değil, birbirinizi kaç kez seçtiğinizi fark etmektir. Her gün sevmeye gönüllü olmaktır. 

"Sahi nedir sevmek; Bir muma ateş olmak mı... Yoksa yanan ateşe dokunmak mı?"