Lavinya Dergisi

GÜLME, GÜLDÜRME AZİZİM!
Efnan EZENEL

Duyguların tek bir dili vardır, O da “İnsanca”.

     -Çok gülme azizim! Yakalanacağız şimdi.

     -Doğru söylüyorsun. Sonra vergisi algısı kurtulamayız. Neyse sus, sus! Dağılalım evlere yoksa başımıza gelecek var bu akşam.

Gülmenin ve kahkaha atmanın vergilendiği dönemlerdi. Halk yoksulluk içindeydi, gülmek dahi vergiye tabi tutulmuştu. Parası olmayanlar zenginleri güldürerek vergi borcunu ödüyordu. Gülümsemek ise bir nevi daha az vergilendiriliyordu. Bir de gülümsemeye taksit olanağı veriyordu devlet. Kampanyaları da vardı hatta. Her yerde reklamları dolaşıyordu, afişlerde, TV kanallarında, sosyal medyada…

“ARKADAŞLARINIZLA SOKAKTA KARŞILAŞTINIZ. GÜLÜMSEYEREK Mİ SELAMLAŞMAK İSTİYORSUNUZ? O ZAMAN İŞTE TAM SİZE GÖRE BİR FIRSAT! HALKIMIZA 3 TAKSİTLE GÜLÜMSEME OLANAĞI SAĞLIYORUZ. SEÇİMLERE AZ KALDI. HAYDİ SİZDE KISA SÜRE GEÇERLİ OLACAK BU İMKANDAN YARARLANIN!”

Küçük çocuk köpeğin martıyı kovalamasına çok gülmüştü. Annesinin elini bırakıp köpeğe doğru koşarken sendeledi ve yere düştü. O sırada martı “Gak Gak” diye kahkaha atar gibi öttü. Kim bilir, belki de çocuğun pervasızca koşarken düşmesine kahkaha attı. Martı ya bu deli oluyorlar. Uçarı kaçarı hayvanlar hem de sevimliler. Çocuk da onu görünce kıkırdamaya başladı. İşte o sırada olanlar oldu. Annesi yapma etme derken sokakta görevli olan vergi memuru çocuğu çoktan yakaladı. Hiç vakit kaybetmeden kahkaha vergisi kesti. O gün çocuğun geleceğinden bilmem kaç kahkaha çalındı.