Lavinya Dergisi

KELÂMIMIN ŞİFASI
Ceren AKDAĞ AYDEMİR

Gül,sev ve eğlen. Hayat çok kısa!

Kalbim nerede?
Hangi zaman dilimine hizmet ediyor?
Kimlerle hemhal?
Kimlere yolcu?
Yönünü bulamayan seyyah olur mu?
Yönsüz kalan bir insan?
Kendimi yediğim bir zaman diliminde, sahi insan kendisini nasıl yiyebilir?
Hangi düşüncelerle?
Hangi inanmışlıklarıyla?
Hangi bilinmezlikle?
Sığındığım rüyamla, kaybolduğum dünyam arasındaki uçurum bana kıyak geçti.
Sığındığım rüyam bana doğruyu gösterdi. Kaybolduğum dünyam ise nerede olmamam gerektiğini.
Bir gün doğruyu bulabildiysem, o yönün etrafında dolanıp durmayı diledim hep.
Zaman bu yörüngenin içinde sessiz, yavaş ve sakin akmaktaydı.
Doğruluktan bildiğim tek şey kalbime iyi gelmesi ve beni bana getirmesiydi.
Bütün inanmışlıklarımı çeviren şey sadece inanmış olmamdı.
Kendini çok düşleyince insan, olmamışlığına veyahut ne kadar olabileceğini bilemediğine üzülmüyor, sadece düşlemekten öteye gidemediği için.
Düşlemeyi de sadece yazabildiyse sevebiliyor.
Düşleri yazılarına denk düşüyor, hayatını kalbine idame ettirebiliyor.
Zamansızlık süzgecini bırakıp, sonsuz zaman içinde kayboluyor.