Lavinya Dergisi
MÜHÜR
“Istıraptan belin büküldüğünde, dünyanın üzerine ebedi bir gece çöksün istediğinde, yağmurun ardından ışıldayan yeşilliği düşün, düşün bir çocuğun uykudan uyanışını.”
Hakikatin ne olduğunu ararken çoktan bulmuş gibi davranır insan. Bu çelişkinin sebebi, kendi doğrularımıza sıkı sıkıya bağlanmaktan gelir. Çözülmesi öyle zor düğümler atarız ki içeride koca bir yumak olur. Kendi kendimize yüklediğimiz sıfatlar, görevler birbirine dolanır. Bir zaman sonra, iyi veya kötü dışarıdan bir yoruma kapanır hâle geliriz; hem de buna çok açık olduğumuza inanmışken. Hiçbir söz hakkı tanımadığımız o üzerimizdeki gözlerin arkasındaki hakikat, belki de en önemli parçamızdır.
Her sonucun bir yolculuğu olduğunu unuttuğumuzda körelir hisler. Kendimize hassas davranmadıkça girdiğimiz kalıp her an biraz daha küçük gelmeye başlar. Herkes aksini söylerken kendimize hak gördüğümüz kırık günlerin içinde ne kadar tam hissedebiliriz? Parçalanmış bir ruh önce bedeni, sonra o bedenin nefes aldığı her şehri eskitirken gökyüzü nasıl umut vaat edebilir? Mesele, eylemlerimizin uyuşuk, gülüşlerimizin derdimizi saklayacak kadar olmasıdır. En büyük galibiyet, kendi için harekete geçenlerdedir.
Hakikat; şekil veremediğimiz yeteneklerin, gurur duymadığımız hislerin, sorumluluğumuzda olmayan yüklerin, elimizde olmayan pişmanlıkların yanı sıra dönüp bir daha bakılacak her güzelliğimizin de varlığını kabul etmektir. O kadar dibe batmak istiyoruz ki bazen o güzellikleri reddediyoruz. Hâlbuki saf suyun hiçbir canlıya yararı yoktur. Sessizliğimizle, kaosumuzla, neşemizle, hüznümüzle, öfkemizle, hatalarımızla hiç bu kadar gerçek olmamıştık.
