Lavinya Dergisi
AŞK GİBİ
Kevser ATLI
Kasımın yirmi sekizinde Eminönü–Kadıköy vapurunda 〰️ Hislerinin düşkünü, dışarıda oturur kış günü… Şimdi üşüyorsak bir sebebi var. Sen bir de sebepsiz üşümeleri görsen… Şimdi yazmak zor oluyor. Sen bir de yazamamakları bilsen… Denizin üstünde yol alıyorum şimdi. Sen bir de en derinlerde nefessiz kalmayı bilsen…
Kadıköy’de, Bahariye’de bankta oturdum. Yanımda bir kadın oturuyor; parlak siyah çantalı. Sosyal medyada dolanıyor. Önümdeki caddede aşağı ve yukarı; yaşlısı, orta yaşlısı, kâğıt toplayanı, sigara içeni, gülücük saçanı, nazar boncuğu satanı… Çeşit çeşit insan geçiyor.
Ezan okunuyor.
Kimisi aceleci, kimisi havalı yürüyor. Birileri alışveriş, birileri satış yapmaya çalışıyor.
Bebeğini gezdiren de, yalnız yürüyen de, sevgilisinin çantasını taşıyan da bir arada bu güzel anda.
Hava sıcak gibi soğuk.
Zengin dünyanın çeşitli insanları…
Zihinlerinde dolanıp duran beklentili yaşamları…
Nasıl bir şey var olmak?
Kelimelerle ifade edilebilir gibi değil. Buradan, burasıyla ilgili fikrin, hissin… Huzur diyesi geliyor insanın, merhamet diyesi geliyor. Çıkmaz diyesi, acı diyesi… Hepsi yakışıyor bu duruma. Bazı insanlar aşk diyor; en çok da o yakışıyor sanki. Aşk sanki iyiyi, kötüyü; güzeli, çirkini, hepsini barındırıyor içinde…
Var olmak hissi sığmıyor hiçbir kelimeye. Burayı içeriyor ama buraya ait değil. Belki de tebessüm ettiren, bu ifade edilemez oluşudur.
Ne dersin?
Topuk sesleri…
