Lavinya Dergisi
GİDENLERİN GÖLGESİNDE, DENİZ
“Tarihin kehaneti anlatır,
Sürgün şairleri yazar,
Ölüm hep üstündedir göçün.”
Göç Sağanağı
-Bir Gece Yarısı Papatyası (2020), Efnan Ezenel
Göç is. Büyük insan topluluklarının yerlerini, yurtlarını bırakarak daha elverişli yaşam koşulları bulacakları yerlere gitmesi.
Göç etmek mec. ölmek: Öteki dünyaya göç etmek.
Her gün gemiler kalktı limandan, her gün yığınla insan doğup büyüdüğü topraklardan sürüldü. Ellerinde avuçlarında ne varsa geride bıraktılar. Batılılar “Şark Meselesi” diyordu. Halbuki bu büyük bir sürgündü... O sürgün ki, denizin ortasında büyümemiş çocukları, ana rahminden henüz dünyaya gözlerini yeni açmış bebekleri derin sulara gömdü. Anıları derin acılara, yaşamları acı dolu özlemlere dönüştürdü. Meçhul gelecekler doğurdu, umut yerine. Yıllarca o denizden balık yemediler. Kolay mı, sevdiklerini, ailelerini, dostlarını yuttu o deniz! İşte o gemilerden biri, sadece biri o büyük sürgünü, asırlar sürecek yaşamlara dönüştürecekti. O bebekler büyüyecek, o anneler o bebekleri emzirecekti….
Yıl 1864, aylardan şubat
Kış tüm soğuğuyla yürekleri üşütmüştü. Vicdanları yok etmişti. Sanki deniz üstlenecekti tüm suçu. Tüm ölümlerden o sorumlu olacaktı. Deniz sustu. Sonra tüm soğuk bedenleri kustu, birer birer!
Gemiler açıldı kapkaranlık bir denize. Ölüm vardı gemilerde. Hayatın dilemması da buradaydı. Yaşamak için yola çıkarken, karşı kıyıya varmaktansa, ölümün kucağına varmak… Gemiler çoktu, kaptanlar itaatkâr ve sessizdi. Günlerce açlık, sefalet, hastalık, suskunluk. Dualar, nefesler, gözyaşları, yarım kalmış aşklar, tamamlanamamış hayatlar, hatta başlamadan biten yaşamlar doluydu terk edilen kıyı. Hiçbir gemi ulaşmadı limana, hiçbirinin kıyısı yoktu, bu yolculukta. Sadece biri, biri hariç!
“Bırak” dedi deniz. Israr etti.
- Hepsi bıraktı, sen de bırak ve geri dön.
O bırakmadı. O limana ulaştıracaktı herkesi. Belki haritaları değiştiremeyecekti ancak kaderi değiştirebilirdi. O gemide olanlar için yaşam yol alacaktı. Çocuklar büyüyecek, yaşlılar torun sahibi olacaktı, sohbetler devam edecekti. Deniz durduramadı onu, denizi değil vicdanını dinledi ve o kıyıya vardı.
Yıl 2026, aylardan şubat
Bugün masamda güldük, sohbet ettik, çay içtik hep beraber. Arkadaşlarım, o kıyıya varan geminin sessiz çığlıklarının torunları. Biri olmasaydı, o masada bugün hiçbiri olmazdı. Bazen tarih devlet kararlarıyla yazılmaz, biri çıkar ve tüm kaderi değiştirir. Tek bir “insanın” hayır demesiyle bir neslin hayatı ve tarih değişir. İşte o kaptan bugün ismi bilinmese de sınırları değil, tarihi ve hayatları değiştirdi.
Tüm göçlere ve tarihi değiştiren onurlu, vicdanlı tüm kahramanlara …
