Lavinya Dergisi
EKSİK ANLAR ATLASI
‘‘Başkalarının gözleri hapishanelerimiz; düşünceleri ise kafeslerimizdir.’’ -Virginia Woolf
Kaygılar benliğimizi aştığında, anda kalmak belki de en zoruydu... Şimdiyi yaşayamamak; insana olduğundan daha yaşlı, daha zamansız hissettiriyordu.
Şu an bile, aklım ya dünlerde ya da yarınlardaydı. Mesela, gelecekteki beni kıskanıyor muydum yoksa imreniyor muydum veyahut ona üzülüyor muydum, bilemiyordum... Ve günü ıskalamanın beni hep yarım bıraktığının da bir o kadar farkındaydım.
Zihnim sürekli, yüzlerce evrenle ya da olabilecek binlerce hayatla meşguldü; umuyordum ki birilerinde tamdım... Belki yalnızca bir anıda değil, "an"daydım.
Başka bir deyişle, kayboluş ve sürükleniş bir noktada aynı mıydı? İlerleyemeden yerinde saymak, aslında sadece gerilemekten korkmak mıydı? Her şeyin konuşulması gereken yerde dilsiz kalmak mıydı insanı çözülemeyecek şekilde düğümleyen? Bizi sürekli geçmişe sürükleyen veya geleceğe iten?
Yalnızca sıcak bir yorganın altında, soğuk bir geleceğin ihtimalini düşünmek miydi bütün bu dertlerin temeli?
Anda kalabilmek bir yana, olamamanın yükü de bir o kadar ağırdı... Mesela saçlarıma kırlar düştüğünde nerede olacaktım? Gençliğime sadece hasret mi duyacaktım? Bu hayatın hakkını verebilecek miydim, yoksa iz bırakmadan solup gidecek miydim?
Belki de bir insanın başına gelebilecek en büyük haksızlık bu; hatırı sayılı, o deneyim.
Sonuçta insan okyanusta kaybolur, yolunu yitirir, düşüncelere dalar da, bu uçsuz bucaksız evrende; şu küçücük bedeninin içinde kendini hiç mi bulamazdı? Ne acı.
Uzun zamandır arafta, düşünüp taşınmakta; aklımın bir ucunda, uçurumun kenarında salınan bir uçurtmaydım.
Geleceği düşündüğümde ise sadece kendi ölümümden ya da sonumdan korkmuyordum... Epikür’ün dediği gibi: Ben varsam o yok, o geldiğinde ise artık ben olmayacağım.
Demem o ki; bu nihai sessizlikten önce, insanın kendi sesine bir borcu olduğuna inanıyorum.
Madem sonu bu denli kesin ve net, o halde aradaki o belirsiz boşluğu kelimelerle köprülemeli... Mademki; ben hâlâ buradayım, 'ben'im ayrıca bunun farkındayım; bu varlığın hakkını temsil ve ardından teslim etmem gerekir.
Kanaatim, herkesin en azından bir kere kendine mektup yazmasıdır. Sonuçta; Adres belli, tarih belli... Geriye yalnızca yanıtlanması gereken, henüz cevaplanmamış birkaç soru ve yaşanması gereken anlar silsilesi.
