Lavinya Dergisi
SUDAN MESELELER
Kasımın yirmi sekizinde Eminönü–Kadıköy vapurunda 〰️ Hislerinin düşkünü, dışarıda oturur kış günü… Şimdi üşüyorsak bir sebebi var. Sen bir de sebepsiz üşümeleri görsen… Şimdi yazmak zor oluyor. Sen bir de yazamamakları bilsen… Denizin üstünde yol alıyorum şimdi. Sen bir de en derinlerde nefessiz kalmayı bilsen…
Bir zamanlar su içerken, başka hiçbir fikre yer olmaksızın tüm dikkat üzerimdeyken, şimdi koskocaman ellerimle koskocaman bardaktan koskocaman bir yudum almak bana bırakılmış.
Kontrol bırakıverilmiş…
Önceler, dörtte birini anca doldurduğun yatağında tek başına yatmak yok. Hatta ilk günlerinde uykunu gözyaşlarıyla izlemek bile serbestken, şimdi kapısı tıklatılmadan içeri girilmeyen odanda, epeyce doldurduğun yatağında kulaklıkla müzik dinlemek günün en keyifli anlarından.
Ve şarkı seçimi sana bırakıverilmiş…
Yedi yaşına kadar tek başına yemek yemek yasak.
Sonra yediye yediler katılınca, sofranı kiminle ve neyle dolduracağın sana kalmış…
Yaşını almaya doğru, şöyle bir doğrulup ilk adımlarını atarken elinden tutup desteklemek şart.
Sonra evrilen yolunda, evin içinden dışına attığın adımların takibi sende…
İki haftalıkken kalbin başlar pır pır atmaya…
Sonra ne olur da kimi seviverir, kontrol edemezsin işte…
Dedim ya, sudan meseleler…
Bambaşka şeyler yazacaktım.
Az evvel su içtim; büyük bir yudumdu.
Genzime kaçıverdi.
Kontrol edemedim.
Her şeyi bir an için bile ben yapacak olsam, kontrol bende olsa, aman ya Rabbi…
Şekillendirene şükürler olsun.
Suyu rahatlıkla yutturana, adım attırana, sevdayla doldurana…
