Lavinya Dergisi
YILDIZ TOZU
Zamanın birinde yıldız tozu adında bir kasaba varmış.
Bu kasabada genç kadınlar birbirlerine ilham olabilmeyi, birbirlerine yıldız tozu saçabilmeyi düşlermiş.
Eski bir inanca göre, gökyüzünden gece üzerlerine düşen her bir yıldız tozu, onların kendilerini bulma yolculuğunu ne kadar tamamladığını gösteriyormuş. Kasabanın adı da bu sebeple Yıldız Tozu Kasabasıymış.
Bu kasabada yaşayan birçok kadın varmış ama içlerinden birisi yaşının yanında oldukça küçük görünüyormuş. İsmi ise Ceylanmış.
Ceylan sürekli kendisiyle uğraşır, kendisini sorgularmış. Kasabadaki kadınların özelliklerinin çoğunun kendisinde de olmasını istediğinden dolayı, yıldız tozu inancına çok bağlı ama, bu inancı bir türlü tutturamadığı için de çok üzgünmüş.
Güneşli bir gün ağacın altında otururken kendisini yine sorguya çekmiş, bütün kadınlardan fazla zorlamasına rağmen elde edemediği becerileri, hep sorguladığı hayatı ve onun peşini hiç bırakmayan hüzün yoldaşının varlığını kabul etmesi gerekiyormuş. Ama inat bu ya Ceylan bir türlü kabul etmek istemiyor sürekli ne yapabilirim diye düşünüp duruyormuş.
Bir gün hüzün yoldaşını karşısına alıp,
"Ey hüzün yoldaşım. Bana verdiğin bu zarardan ne zaman vazgeçeceksin?" diye soruvermiş.
Hüzün yoldaşı karşısında ağlamaklı Ceylan'a bakarak:
"Ben seni çoktan bıraktım, artık senin hüzün yoldaşın olmam için kendime ihtiyacım yok. Beni sen tutuyorsun." demiş
Ceylan ağlamasını kesip büyük bir şaşkınlıkla:
"Nasıl yani?! Senin gitmen için ben çok çabaladım. Ama bana öyle bir yapıştın ki! Gitmiyorsun."
Ceylan demiş Hüzün Yoldaşı:
"Bazen bazı duygular karakterimize fazla yüklendiğinde bizimle bütünleşir. Aslında mutlusundur ama gözün hep nemlidir. Bazen o duygu orada kalır ve seni ele geçirir. Sen de farkında olmadan yavaş yavaş bu duygunun benliğine bürünürsün. Hiç bir duygu bizde kalıcı değildir. Ağlamak , üzülmek kadar gülmek, şaşırmak, acı çekmek de bizimle beraberdir. Ama bizim en çok bağımlı olduğumuz duygu bizimle daha çok kalır. Aslında bunu biz seçeriz."
Ceylan bir an durup düşününce hak vermiş hüzün yoldaşına...
Çok mutlu olduğu zamanlarda bile gözlerinin ardında onu baskılayan o nem hep varken hayatında, neyi ne kadar başarabildiğini nasıl anlayabilirmiş ki zaten?
Hüzün Yoldaşının onda ne kadar var olduğunu kabul etmiş o günden sonra. Ve onu sonsuz duygular dünyasına yollamak için elinden geleni yapmış.
Artık mutlu olduğu zaman içten bir kahkaha atıyor onu kısık bir kıs kıs gülümsemeyle geçirmiyor, olumsuz bir durum yaşadığında onu çok kurcalamıyor, her şey olacağına varır düşüncesiyle hareket ediyormuş. Hüzün yoldaşı giderek onun peşini bırakıyormuş.
Derken bir gece, ağacın altında yüzüne vuran o ılık rüzgarla gökyüzünü izlemeye koyulmuş.
Gökyüzünden Ceylan'a doğru süzülen yıldız tozları adeta bir inci gibi süzülmüş göğsüne doğru...
Ve Ceylan o günden sonra anlamış, sadece ihtiyacı olanın, içerideki benliğini çözmesi gerektiğini...
Çünkü oradaki ışıltılı dünyayı araladıkça, kavuşmuş rüyasına.
--------
Hayatın zorluğuna göğüs gerebilen bütün Ceylan'lara.
Küsmeyelim kendimize.
Hele kıyas hiç yapmayalım.
Biz biriciğiz.
Kalbimiz biricik.
Hüzün Yoldaşımız.
Ama daimi değil.
İhtiyacı kadar.
