Lavinya Dergisi
BİR YILA VEDA, YENİ YILA MERHABA
Başak TOHUMCU
İnsanın iç dünyasını anlamak psikolojinin bilimsel misyonudur; o dünyayı ifade edilebilir kılmak ise yazının anlatı gücüdür.
İnsan zihni, zamanı yalnızca saatlerle ve takvimlerle ölçmez. Zihin için zaman; başlayan, süren ve biten deneyimlerin toplamıdır. Bu nedenle yıl sonları, yalnızca bir tarih değişimi değil; psikolojik açıdan güçlü bir içsel tamamlanma sürecine işaret eder. Yılın son günü, tam da bu sebeple sıradan bir gün değildir. Bir yılın bitişi, aynı zamanda içimizde pek çok duygunun da yeniden düzenlenmesi demektir.
Her bitiş, insan ruhunda iki yönlü bir etki yaratır: Bir yanda kaybetme hissi, diğer yanda yeniden başlama ihtimali. Zihin bu iki uç arasında salınır. Kapanan kapıların yasını tutarken, aralanan pencerelerden içeri girebilecek ihtimalleri yoklar.
Psikolojik açıdan bakıldığında, bitişler çoğu zaman dirençle karşılanır. Çünkü bitirmek; kontrolün azalması, belirsizlikle temas ve alışılmış olanın geride kalması anlamına gelir. İnsan zihni tanıdık olanı, zorlayıcı bile olsa, bilinmeyene tercih eder. Bu yüzden bazı yıllara veda etmek kolay değildir. O yıl içinde yaşananlar acı verici olsa bile, tanıdıktır; artık bilinir. Ancak her son, aynı zamanda bir anlamlandırma çağrısıdır. “Bu yıl bana ne öğretti?” sorusu, iyileştirici bir başlangıç noktasıdır.
Öğretiler her zaman başarılarla gelmez; bazen en güçlü öğrenmeler, kırılma anlarının içinden çıkar. Yorulmak, tükenmek, vazgeçmek ya da yön değiştirmek… Bunların her biri, insanın sınırlarını ve ihtiyaçlarını fark etmesini sağlar.
Bir yıl biterken çoğu insan kendini değerlendirir. Yapılamayanlar, ertelenenler, tutmayan sözler zihinde uzun bir liste oluşturur. Oysa psikolojik iyilik hâli, bu listelere yargılayarak değil, anlayarak bakabilmekle mümkündür. Yıl sonu, bunlara bakabilmek için sembolik bir durak sağlar. Bu durak çoğunlukla fark etmeye alan açar. “Neden yapamadım?” sorusundan önce, “O koşullarda elimden ne geliyordu?” sorusunu sorabilmek; içsel şefkatin en temel adımıdır.
Başlangıç ise çoğu zaman abartılı beklentilerle yüklenir. Yeni yıl, adeta her şeyi düzeltecek sihirli bir eşik gibi görülür. Oysa psikolojik olarak sağlıklı başlangıçlar, büyük iddialarla değil; küçük ama sürdürülebilir adımlarla şekillenir. Değişim, çoğu zaman bir gecede değil; adım adım gerçekleşir. Zihin ve beden, değişime bu şekilde uyum sağlar.
Yeni yıl, bizden “başka biri” olmamızı değil; kendimize biraz daha yaklaşmamızı ister. Daha üretken olmak değil, daha farkında olmak… Daha güçlü görünmek değil, gerektiğinde kırılganlığı kabul edebilmek… Daha çok yapmak değil, daha anlamlı olanı seçmek…
Bir yıla veda ederken şunu unutmamak gerekir: Hayatta kalmak, uyum sağlamak, devam edebilmek başlı başına bir başarıdır. Herkesin görünmeyen yükleri vardır ve çoğu sessizce taşınır. Bu yüzden yıl sonu, kendimize yüklenmek için değil; kendimizi takdir etmek için de bir fırsattır.
Bitişler bizi durdurur, sonlar düşündürür, başlangıçlar yön verir, yenilik ise cesaret ister. Ve insan, bu dört aşamanın hepsinden geçerek büyür.
Eski yıl; yaşattıklarıyla, zorladıklarıyla ve öğrettikleriyle artık geride kalıyor.
Yeni yıl ise henüz şekillenmemiş hâliyle, önümüzde sessizce duruyor.
Yeni bir şeye başlayabilmek için, insanın önce eski olanla vedalaşmayı göze alması gerekir.
-Carl Gustav Jung
