Lavinya Dergisi

EN KIYMETLİM
Öykü KUCUR

Çiçeklerin açtığı yerde umutlar; kitapların olduğu yerde yarınlar yatar.

Bir insanı canından çok sevmek, kendinden fazla düşünmek, yanındayken bile özlemek ve koşulsuz şartsız sevilmek… İşte bugün bu duyguları yaşayalı tam dokuz yıl oldu. Senin bu hayata gelme fikrin en başta beni çok korkutuyordu. Anne ve babamı biriyle paylaşma fikri gerçekten korkutucu geliyordu. Sen dünyaya gelene kadar her gün tek olmanın keyfini sürdüm kendimce. Çok mutluydum sen yokken ya da öyle sanıyordum. 25 Temmuz saat 22.45 ağlayarak geldin dünyamıza. Nefesini yanağımda hissettiğim o ilk an düşündüm ve dedim ki: “Ben bu nefes ve bu koku olmadan bunca zaman nasıl yaşadım?” Sen bana verilen en güzel hediyesin. Bana ilk abla deyişini hatırlıyorum. Daha mutlu olduğum bir an olmamıştı sanki. Öylesine içten bir seslenişti ki o; bana bir daha kimse abla demesin istedim. İşte o an anladım ki; çok sevmek böyle bir şeymiş. Bu zamana kadar seni yanına yaklaşan kişilerden hatta kendimden bile kıskandım. Canını yakmalarını bırak bu düşünceye girmelerine bile engel oldum. Küçükken benim için müzedeki en kıymetli eser gibiydin. Ama büyüdüğünde benim en yakın arkadaşım oldun. Geriye dönünce doğalı on bir; iyi ki doğalı ise dokuz sene olmuş. Doğduğun ilk andan beri seni koşulsuz şartsız, sorgusuz sualsiz ve her gün bir önceki günden daha fazla seviyorum. İyi ki doğdun ve benim için güneşi doğurdun. Doğum günün kutlu olsun en kıymetlim.