Lavinya Dergisi

''MERHABA''
Fidan GASIMLI

Ruhları bu kadar var olmaya programlı geçici bedenlerimiz neden kovalıyordu varlığı bu denlicesine çılgınca ?

Merhaba, sevgili okur. Nasılsın? Ama gerçekten, nasılsın? Bu bir sohbet yazısıdır. Uzun bir zamandır, maalesef ki yoktum. Kişisel bulantı ve çalkantılarımdan epey bir zamandır uzaktaydık. Fakat şimdi buradayım ve burada olmanın vermiş olduğu o eşsiz, inanılmaz rahatlığı ile huzurunu tatmaktayım. Bugün seninle tam olarak adına “sohbet” diyebileceğim tatta , bir iletişim gerçekleştirme çabasındayım. Evet, yine soruyorum. Nasılsın? Deneyimlemekten kaçındığın kaç şeyi, bu süre zarfında deneyimlediğini düşünüyorsun? Eminim başından buna benzer birşey geçmiştir. Peki, için rahat mı? Ne düşünüyorsun? Sence neyi yapsaydın daha iyi olurdu? Peki ne kattın kendine, yani sana ne kaldı. Böyle daha iyi hissediyor musun kendini? Sence bu muydu seni tamamalayan? Uzun zamandır seni huzura tetikleyen şeyin, o uğraş olduğuna emin misin? Yaşamın her 24 saatinda akan , o yeni günü nasıl tanımlarsın bana peki? Sana nasıl hiss ettiriyor? İçinde beyaz renkler mi, siyah tonlar mı dans ediyor buaralar? Seni nasıl etkiliyorlar? Hayat tuhaftır sevgili okur. Bunu lütfen bir büyük deneyimi, tavsiyesi gibi değil de , tam anlamıyla bir gerçeklik teorisi gibi düşün. Hem kulağa da, tuhaf bir şekilde havalı geldiğini düşünüyorum. Tuhaf ama basittir bir de. Garip bir şekilde yaşaman için inanılmaz tutkuyla dolusundur onu, fakat buna değmesi için de , yıpratıcı roller üstlenmek zorunda kalabiliyorsun kimi zaman. Fazla ciddiye almamak için, keyfini çıkarmak için, biraz rahatlamak için o ruh denilen kavramı sağlıklı tutmaya çalışsan iyi edersin. “Söylemesi ne kolay” dediğini duyar gibiyim. Fakat tüm deneyimlerin sonucunda geleceğin o sabit nokta, işte bu bahsettiğim şey olacaktır. Biliyorum sen de çok kırdın, kırıldın. Üzdün ve üzüldün. Ama mutlu oldun ve mutlu da ettin. Herşeyin sonunda deneyimleyip, öğrendin. Bunu görmesen bile, hissetmesen bile bunu yaşamın her alanına bir tohum misali serpiştirdin aslında. Sevgiyle kalmalısın değerli okur. Basit bir fizik kanunu gibi düşünürsek; evren sevgi üstüne kuruluysa, bizi de kurtaracak yegane gücün, o olduğu kanaatindeyim. Nefret ve kin sadece bölücülük ve savaşa yetti her zaman. Yani kurtarıcı olsaydı, bugün ben de bunları yazıyor olmazdım öyle değil mi?