Lavinya Dergisi

BAKMAK 2.BÖLÜM
Öznur AY

karanlığın korumacı tavrına güven :) korkma cesaret et bulutlu gökyüzüne..

O bana bakmaya devam ettikçe ben de onun görmeye çalışıyordum. Onda kendimi nasıl gördüğümü merak ettikçe uzaktan uzaktan bulmaya çalışıyordum kendime. Yaşlılık mı beni kaybetti yoksa beynimi ele geçiren bu hain hastalık mı diye düşünmeyeli çok olmuştu, fakat bu genç gözlerin çevresi bana bu sorgulama çerçevesine geri hapsediyor, direnemiyordum. O kadar anlamlı bakıyordu ki, unutmak benim için daha da anlamlaşıyordu. Benim için acı olan, araştırmacı kişiliğiyle beni analiz eden genç kız için merak içeren bu bakışmaları sonlandırmak adına yorgun gözlerimi yavaş adımlarla yere eğdim. O sırada yardımcımın getirdiği kahvelerin kokusu ondan önce gelmekteydi. Önce misafirlere dağıtılan kahveler en sonda bana ikram edilirken, üzerimde birden fazla göz hissettim. Çocuklara davranıldığı gibi davranılmaya başlanmıştı tekrar. Karım üzerine dökmeden içebilecek mi diye kaygılı gözlerini üzerimde gezdirirken, yardımcım tek başına bana uzatılan tepsiden kahvemi alabilecek mi acaba diye bakıyordu. Diğer misafir kadın ise anlamsız bakışlarla hastalığımın ne kadar ilerleyip ilerlemediğini ölçer gözlerle süzüyordu beni. Tabi nasıl bir yargı vardır acaba kafasında diye ölçemediğim ve tam çaprazımda oturan genç kız da ürkek ama detayları atlamayan çevik gözleriyle bana dalmıştı bile. Karımın çeyizinden kalma eski ama bir o kadar sağlam fincanımı titrek ve gururlu parmaklarımla kavradığım sırada kaç kez yere düşürdüğümü hesap ediyordum paslanmış beynimle. Hala takımı bozulmadığına göre ya ben çok az yere düşürdüm ya da bu fincan takımı gerçekten sağlamdı.