Lavinya Dergisi

ZİHİN MAHKUMUNUN BİR GÜNÜ - KARYA
Fidan GASIMLI

Ruhları bu kadar var olmaya programlı geçici bedenlerimiz neden kovalıyordu varlığı bu denlicesine çılgınca ?

“Bu gün her şey çok güzel olacak, inanıyorum” dedi , arabanın camından dışarı kollarını uzatıp manzarayı seyre dalarken Kayra. Elini yukarıya kaldırıp parmaklarını rüzgar eşliğinde açıp kapatırken çoktan düşüncelere dalmıştı. Sanata aşıktı ve sadece bunu düşünmek üzere , mekanizmalarını o muhteşem potansiyellerin sonucunu ortaya çıkarmak için çalışan beyni yine yapacağını yapmıştı. Sırt çantasından çıkardığı minnacık not defterine kafasındakilerini kabataslak çizip rahatladı. Aklından hiç çıkmayan Kayra’nın gidişi O’nu hep derinden etkilemiştir. Ne zaman Kayra aklına gelse bu anıda buluverir kendini O. Bütün bunların 1 senede geçmiş olmasına inanamıyordu. Özlediği çok insan vardı fakat en acıklı gidiş sanırım hep Kayra’ya ait olacaktı. “Ağlamayacağıma söz verdim, sana söz verdim, fakat artık bu birikmişliğe dayanamıyorum Kayra” diye hıçkırıklara gömüldü. Durumu gerçekten ciddiydi. 1 sene boyunca asla ağlamayan O bu sefer hayatın ona seçmeye hiçbir opsiyon tanımayışına sinirlenip kendini çaresizliğin kollarına attı bir bakıma. Düşüncelere dalarken her şeyin 1 saniyede nasıl değişebileceğini, hayatını bile etkileyebileceğinin şahidi oldu. Sonra yine Kayra’yı düşündü. Hayatına girişi, birbirilerine yaşattıkları, iyi ve kötü günler derken başının iyice döndüğünü hissetti. Onu ziyaret ederken getirdiği fakat mezarına dahi bırakmaya bir türlü cesaret edemediği çiçekler birden elinden düşünce göz kapakları adeta bir işkenceyle usulca kapanıyordu. 17 mayıs Bu kadar iğrenç olabileceğini düşünememiştim. Aklım almıyor, nasıl bunu yapabildin? Ben bugün karşımda başka bir insan görüyorum. O, sen ne zaman bu kadar canavarlaştın? Yoksa bu sadece senin ortaya çıkan gerçek yüzün de, ben aylardır taktığın maskenden seni mi göremedim? Kayra kes artık diye girdi lafa O. Hiçbir şey bilmiyorsun, etrafta doğruluk, dürüstlük palavraları ile insanlara meydan okuduğunu düşünüyorsun, bu senin üstün olma çaban ise kusura bakma bu sefer bu hazzı sana yaşatmayacağım diye üsteledi O. İnsanları dolandırarak benimle bir gelecek düşünemezsin. Bu hakkı sen kendine vermiş olabilirsin fakat çamurunu bana bulaştıramazsın. Ben gidiyorum. Ne halin varsa gör, umarım düşünüp doğru yolu en kısa zamanda görürsün zira en büyük düşmanın olma yolunda ilerlerim. Bir ok misali O’nun kalbini paramparça eden bu sözler beyninde yankılana dururken aniden dürtüsel bir şekilde ağzından çıkacak olan sözlerin hayatını nasıl etkileyeceği ile ilgili hiçbir fikri yoktu. “Umarım bir daha geri dönmezsin Kayra, hoşça kal”. Kapıdan usulca çıkarken son kez O ile aynı duyguları yaşadıklarını belki hiç bilemeyeceklerdi. İkisi de birbirilerinin hassas noktalarını delik deşik ederek son kez birbirilerini aynı acıyla besleyerek ayrıldılar birbirilerinin hayatından. Gözünden akan bir damla yaşı silerken , Kayra O’nun son isteğini yerine bir daha dönmeyerek getirdi.