Lavinya Dergisi

ZİHİN MAHKUMUNUN BİR GÜNÜ
Fidan GASIMLI

Ruhları bu kadar var olmaya programlı geçici bedenlerimiz neden kovalıyordu varlığı bu denlicesine çılgınca ?

Yatağında o yana bu yana debelenirken daha hiç ayılamadığını fark etti. Kafasını yastığa yumuşak bir şekilde yeniden yerleştirip uyumaya çalışırken gözünün önünde sadece o beliriveriyordu. Korkarak ayağa kalktı. Bu onu uyandırmaya yetmişti. Lavaboya girdi ve aynada kendisiyle 1 dakika boyunca bakıştı. Çok farklı birisi vardı orada. Kimdi o? Niye bu haldeydi? Genelde gamsız olan o neden bu kadar bitkin ve yorgundu ki? Hiçbir şey bilmiyor fakat bu saatten sonra öğrenmek de istemiyordu. Dolabına geçti. Hiçbir zaman evde dahi tenezzül edip giymeyeceği eski elbiselerini giymeyi tercih etti. İnsanlara ama özellikle kadınlara karşı hep şık gözükmek için kol düğmelerine kadar özenli olan o bugün bitikti. Kaçıyordu, zaten hep yaptığı şey de buydu. Yalan söylemeyi de bu yüzden çok severdi. Kendini gerçeklikten gizlemek için gerekliydi. Uydurduğu bir ütopyanın içinde savurduğu yalan dolan duygular, kimlikler, düşünceler asla kendisine ve çevresine benzemeyen süslü ve kibarlık kokan o “gerçekleri” küf basmıştı. Kusmak istedi, fakat nedenini anlamadı. Açık ve netti aslında. Herkesin kalbini fetheden yalanlar bir bir çıkmak istiyordu vücuttan, artık kaldıramıyordu bu kadarını. Elini ve yüzünü yıkadı. Geçmiyordu. Zaten nasıl geçmesini bekliyordu ki? Yüzleşemediği tonlarca şeyin altında ezilen bedeni nasıl bunların hepsine dayanabilirdi ki? Sonra düşündü. İnsan olmanın ve insanı anlamanın türlü türlü yolunu düşündü. İşin içinden çıkamadı. 5 dakika geçmişti. Bugün ne yapsa diye düşündü, fakat o beynini daha fazla yoruyordu. Aynada bir kez daha kendine bakmadan evden fırladı. Sokağın hemen girişindeki çiçekçiye uğradı. Bugün ziyaret edilecek fazla mezar vardı. Sonra bir taksiye atladı. Yolda mümkün olduğu kadar hiçbir şey düşünmek istemese de bunu yapamadı. Yine başaramadım diye düşünüp düşünüp kendini içten içe yıpratma yolunu tercih etti. Gayet başarılı gidiyordu. Sonra nefessiz kaldığını anlayınca cebindeki son ilacını da susuz bir şeker edasıyla ağzına attı. Bu hafta bitirdiği 3.paketiydi, daha haftanın ortasında olduğunu düşünürsek bu bir hayli tehlikeliydi. Taksi durdu sonra, o bir anda ne olduğunu anlamadan sersem bir şekilde indi araçtan. Gelmişti artık…