Lavinya Dergisi

DÜŞLERİMDEN DÜŞÜYORUM
Yasemin YILMAZ

"Kalıyoruz... Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz."


Sancılı günler geride kaldı diyordum kendi kendime.
Gözlerimi kapatıp karanlığın her şeyi sonlandıracağına inandırmaya çalışıyordum kendimi.
Aylardır unutmamak için ezberlediğim yüzü, aynaya her bakışımda görmek yoruyordu.
Yüzümde, yüzüne rastlamak her seferinde incitiyordu beni.
Unutmak istiyordum, bu kez onu değil, kendimi göreceğim ümidi ile baktığım aynada yine onun yüzü ile karşılaşıyordum.
Ona baktığım gibi bakıyordu bana ve kayboluyordu birden.
Doğruluğunu ayırt edemiyordu zihnim bu görüntünün.
Aklımın bana bir oyunu olduğuna inandırmaya çalışsam da kendimi, o uzun kirpikler, o ela gözler, o sıcacık bakışlar... Bu oyun değil diyordu içimdeki ses ve bu sesi durdurmak için uğraşsam da aynada gördüğüm yüzü birden kaybolmasına inat kaybedemiyordum gözlerimde.
Derin bir nefes ile kapattığım gözlerimi korku ile aralıyordum her seferinde.
Aklıma geldiği her an pervasızca kapatıyordum kendimi.
Ellerim benim ellerim değildi sanki, bu bakışlar bana ait olamaz.
Aynadaki aksim bile ben değildi üstelik. Her gün bir şeyleri yok etmeye çalışırken hepsinin daha da bütünleştiğini görmek zorluyordu beni.
Kendimle savaşmak biri ile savaşmaktan daha yıkıcıydı.
İçimde hayalini kurduğum masaldan kalma "sonsuz mutluluk kale"mi yıkmak üzere savaş veriyordum. Hüsrana alışık kalbim ya zaten alışık olduğundan kırılmayacak ya da bu sefer bir araya getirilemeyecek kadar tuz buz olacak. Hiç olmadı ya!
Gördüğüm yüzden sonra gece uykusu ne bilmeden sabahın hareketli esaretinde bir uykuya dalma vakti geliyordu yine.
Geceler benim için uykudan çok direnişti aslında.
Varlığımı ancak bu saatlerde hissedip bu saatlerde sorguluyordum yaşadıklarımı. Ve bu saatlerde alıyordum hiçbir zaman uygulayamadığım kararlarımı! Düşünmekten yorgun düşen beynim ve gözlerim sönen sokak lambasının bugünlük vedası ile veda ediyordu sabaha.
Her şey bulanıklaşıp tek bir renk olan siyaha karıştığında bir nebze olsun ulaştığımı hissediyorum huzura…
Yine o yüz, aynada yüzüme yansıyan uzun kirpikler ve gider gibi bakan bakışlar...
Gülümsüyor, konuşmuyor ve yine bu yüzün gerçekliğini sorguluyorum.
Her gün defalarca yenildiğim yüzle ben düşlerimden düşüyorum.