Lavinya Dergisi

EŞİK
Yasemin YILMAZ

"Kalıyoruz... Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz."

Koca şehrin kargaşasından, insanlardan,
Olabildiğince uzak bir yerdeyim.
Başımın üstü gök, ayağımın altı toprak.
İçime dönmeyeli uzun zaman olmuş..
Karanlık, küçük bir pencere köşesinden bakarak,
Hayatın katran karası yüzünü izlemek yerine,
O pencereden bir hışımla uzaklaşıp,
Kendimi uzaklara vurmak fikrinin uyandığı gün,
En iyi günümdü galiba.
Kafama koyduğum şeyleri yapmam,
Çakılı kaldığım yeri sorgulamaya başlamamdı
Belki de bu ateşi fitilleyen.
Bazı şeyleri neden aramadan yapmak gerekiyormuş,
Öğrendim ben de haliyle.
“Niye gittin?” sorusuna verebileceğim en iyi cevap şu an;
“Aklım ve kalbim bunu seçti” olur muhtemelen.
Çünkü kirli bir eşikte kalıp bulaşmak,
Karışmak istemem onlara daha fazla.
Gördüm ki en doğru konuşan hep,
Kafamın içindeki “ben” oldu.
Haksız olduğuna tanıklığım ise,
Neredeyse yok denecek kadar az diyebilirim.
İçimde bir yerlerde doğruyu bulabilen,
Doğruyu görebilen bir ben olduğunu öğrendiğim an çıktım o eşikten.
Bazen eşikler atlamak için gerçekten iyi yerler bile olabiliyormuş,
Köşesinde durup beklemektense.
Hayatı kıyısından köşesinden ya tutmak ya da bırakmak gerekir.
Yani hayat aslında bu iki seçenekten birini sunar istisnasız.
Kendi seçeneğimi kendim oluşturmak istedim bir kez de..
Bazen şartlar ve koşullar zorluyorsa bahtını,
Kendi yolunu çizecek kalemi bulman gerekiyormuş..
Kalemi bulmak zor oldu..
Şimdilerde en büyük temennim;
Bir gün, bir yerde, bir yol çizerken,
O kalemin ansızın kırılmaması..