Lavinya Dergisi

SOKAKTA BİR YABANCI VE KULAKLIKTA BİR ŞARKI
Sudenur SERTBAŞ

Arafın ta kendisi olmuş, şairlikle yazarlık arasında kalmış biriyim. Zihnimden düşüp kalemimin ucuna gelen her bir kelimeyi esaretten kurtarıyor, yolunu bulmaları için özgür bırakıyorum. Şimdi Lavinya Dergisindeyim. Bazı kelimelerimin yolunun buradan geçmesini istiyorum. Şiirden bir şair düşüyor, arafta yolunu bulmaya çalışıyor.

Kulaklığından sızıp zihnine süzülen yeni melodi, adımlarına görünmez zincirler takmıştı. Sokağın ortasında zaman akmayı kesmiş gibi kalakaldı. Bu şarkıyı dinlemeye hatta ufak bir parçasıyla dahi tesadüfen karşılaşmaya cesareti yoktu. Oynatma listesinin ona hazırladığı bu sürpriz hiç hoş olmamıştı. Eli cebindeki telefonuna uzandı. Ekranı kaydırıp bu işkenceye son vermek istese de bunu yapamadı, parmakları da kendi gibi donup kalmıştı.

Eskiden gecelerce hatta günlerce dinlediği şarkının bir kez daha hayatına etki etmesini istemiyordu. Kelimelerin yadsınamaz bir gücü vardı. Bunu geçmişte unutamayacağı şekilde deneyimlemişti. O kelimeler bazen açık bir yaraya basılan tuz, bazen de geçmişin hayaletleri oluyordu.

Ürkütücü bir sakinlik vücudunu uyuştururken usulca gözlerini kapattı. Müziğin ritmi kalbinin atışını da ele geçirmişti. Duyduğu her bir sözcük zihninin derinliklerinde saklı kalmış eski bir acıyı uyandırıyor, anılarını bir kez daha yaşatıyordu. Şimdi sokağın tam ortasında öylece durmuş, neyi beklediğini bilmeden sadece duruyordu. Mantığın ötesinde darmadağın bir bekleyişti bu.

O zaten hep en hazırlıksız anlarında vurulurdu. Yine de bir parça müziğin onu bu denli vurması beklenmedikti.

  "Bu kadar kapılmamalıyım," diye geçirdi içinden.

  "Bu kadar kolay yıkılmamalıyım."


Gözlerini hızla açtı. İçinde boğulduğu o girdaptan sıyrılmak adına kafasını sertçe iki yana salladı. Sol gözünden süzülen bir damla yaş yanağını es geçip burnunun ucuna yerleşti. Bir damla yaşın sıcaklığı tenini yakmıştı. Neyse ki şarkının sonlanmasına az kalmıştı, neyse ki dakikası dakikasına ezberindeydi.

Göğüs kafesini sıkıştıran bir utançla arkasını döndü. Sokakta onu fark eden biri var mı diye etrafı gözleriyle taradı. Birkaç metre ileride, dünyadan bihaber olan çocuklar neşeyle top oynuyordu. Sesleri sokağın soluk duvarlarında yankılanıyordu ama onlar kendi oyunlarına o kadar kapılmışlardı ki, aynı sokakta sessizce bir yıkımı kucaklayan yabancıyı fark edemeyecek kadar meşguldüler. Acısının içinde ne kadar yalnız olduğu bir kez daha yüzüne vuruldu.

Yaptığı bu duraksamanın ne kadar manasız olduğuna karar vererek adımlarını yeniden zorladı. Kulaklığındaki şarkı nihayet son notasıyla solup yerini bir sonrakine bıraktığında göğsünden derin ve titrek bir nefes çıkageldi. O görünmez zincirlerden kurtulmuştu. Ama yürümeye devam ederken içindeki ses oldukça net ve kararlıydı. Bu şarkı, bir daha asla kulaklığından geçmeyecekti. Oynatma listesinden bu gece silinecekti.