Lavinya Dergisi

İNSAN VE AYIRICI TANI
Osman YAVAN

İnanıyorum ‘‘ Elbet Bir Gün! ’’ İnsan dünya’ da ne için var olduğunu anlayacak…

Bazen hayatımıza beklenmedik şeyler girer. İlk anda zamansız ve anlamsız görünürler. Oysa ne zamansızdırlar ne de anlamsız. Yaşandıkça anlam kazanır, zamanının aslında çoktan geldiği anlaşılır.

Hepimizin ördüğü duvarların ardında süren bir yaşam vardır. Kimine göre doğru, kimine göre yanlış… İnsan çoğu zaman gördüğü ve duyduğu kadar konuşur. Ne var ki bazen bilgi sahibi olmadan, cahilce konuşanlar da çıkar. Başkalarının özel alanına, duruşuna ve yaşamına saygı göstermeyi gerekli görmezler.

Değişim zihinde başlar; ancak yalnızca zihinde kalması yeterli değildir. Adalet, denge, eşitlik ve gerçekçilikle beslenmediği sürece eksik kalır. Unutmamak gerekir ki, küçücük bir söz bile zihnimizde büyük etkilere, derin yaralara, travmalara ve duygusal manipülasyonlara sebep olabilir.

Herkesin hayatında maddi ve manevi zorluklar vardır. Bir insanı yalnızca tavrı, konuşması ya da tek bir davranışı üzerinden yargılamak hem yanlış hem de karakteri tanımak açısından sağlıksız bir yöntemdir. Çünkü doğru bir değerlendirme, tıpkı tıpta olduğu gibi, spesifik bulguların dikkatle incelenmesi ve ayırıcı tanının yapılmasıyla mümkündür.

Spesifik bulgular, yalnızca hastalıkların değil, insan karakterinin ve yaşamının anlaşılmasında da önem taşır. Her insan kendine özgü bir karaktere sahiptir. Her ne kadar bazı hayatlar benzer kalıplar içinde şekillense de baskılanmış, katı sınırlar içerisinde yaşayan ve ezberlenmiş davranışlarla hareket eden bireylerin yaşamı zamanla alışılmış tepkilerin tekrarına dönüşebilir.

İnsanın gelişimi, daha anne karnından itibaren başlayan uzun ve çok katmanlı bir süreçtir. Doğumdan itibaren maruz kaldığı aile yapısı, çevre, eğitim, yaşanmışlıklar ve kurduğu ilişkiler; kişiliğinin, iletişim biçiminin ve özgüveninin şekillenmesinde belirleyici rol oynar. Bu nedenle ağzımızdan çıkan her sözün ve sergilediğimiz her tavrın hem kendimiz hem de karşımızdaki insanlar üzerinde bıraktığı etkiyi göz ardı etmemek gerekir.

İnsanın kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkinin temelinde birçok etken vardır. Bu etkenler, olumlu ya da olumsuz yönleriyle karakterimize, yaşam biçimimize ve toplumsal davranışlarımıza yansır. Bu nedenle kişinin kendisine karşı kararlı bir duruş sergilemesi ve sürdürülebilir bir gelişim anlayışına sahip olması hem fiziksel hem de zihinsel açıdan önemli kazanımlar sağlar.

Ayırıcı tanı için öncelikle ön yargılarımızdan arınmış bir şekilde; dinleme, anlama ve analiz etme üzerine kurulu bir süreç oluşturmamız gerekir. Bu hem kendimizi hem de içinde yaşadığımız toplumu anlamak adına önemli bir tanıma aracıdır. İnsanlığın en büyük sorunlarından biri, dinlemeden yargılamak ve anlamaya çalışmadan hüküm vermektir. Zira yargının hâkim olduğu yerde, sağlıklı bir iletişimden ve gerçek bir anlayıştan söz etmek pek mümkün değildir.

Yeryüzünde hiçbir insanın diğerleriyle yüzde yüz uyum içerisinde yaşaması mümkün değildir; zaten böylesi bir durum gerçekliği de yansıtmaz. Yaratılış itibarıyla mükemmel bir düzene sahip olmamız, davranışlarımızın kusursuz olduğu anlamına gelmez. Çünkü insan, en nihayetinde kendisiyle baş başadır.

Bu nedenle hem kendimizle hem de karşımızdaki insanlarla kurduğumuz iletişimde en önemli parametre, doğru frekansı ve uyum oranını yakalayabilmektir. Hayat bazen kusurlarıyla, bazen de mükemmellikleriyle örtüştüğünde daha anlamlı ve yaşanabilir bir hâl alır.

"Dinlemeden yargılamak, anlamadan hüküm vermektir."
                                                                        Osman Yavan