Lavinya Dergisi

PAMUK ŞEKER TADINDA
Deniz SARGUT

Rüzgarı arkama aldım, emin adımlarla yürüyorum. Uçabildigim yere kadar koşacağım. Yıldızlara dokunup aya ulaşacağım.

Huzur… Eğer düşünmeden cevap vermem gerekseydi tüm sorulara, cevabım hep aynı olurdu. Mavi dalgaların peşinden gitmek isterdim cesurca. Belki küçük bir balıkçı teknesiyle açılırdım adalara. Martılar peşimde koşuştururken beyaz bulutlara dalardım. Çocukluğumdaki hikaye kahramanlarına benzetirdim onları. Onların öyküsünden yola çıkarak başka anılara uzanırdım. Pamuk şeker tadı hâlâ geçmemiş olanlara… Yeryüzüne ayak bastığımda etrafta var olan tüm enerjiyi kendime çekerdim. Beyaz kumları, kumların arasına saklanmış deniz kabuklarını, oradan oraya koşuşturan neşeli çocukları… İnsanların gülen yüzlerini izler, o gülüşlerin ardındaki cevapları arardım. Soru sormama gerek kalmazdı hiç. Olması gereken her şey zaten benimleydi. Eğer düşünmeden cevap vermem gerekseydi tüm sorulara, cevabımdan hep emin olurdum. Gürleyen gökyüzü ve yağan yağmur engel olamazdı bana. Çakan şimşeklere de hiç kulak asmazdım. Güneşin geri geleceğinden emin bir şekilde kahvemi yudumlardım. Daha çok insanla sohbet eder, pek azına güvenirdim. Daha önce hiç kullanmadığım bir renkle portreler çizerdim. Şarkı söylerdim sokaklarda hem de bağıra bağıra. Sesimin güzelliğini hiç önemsemezdim. Boşa geçen zamana da hiç aldırış etmezdim. Huzuru her anımda, her an yanımda var ederdim.