Lavinya Dergisi

EZELİ
Deniz SARGUT

Rüzgarı arkama aldım, emin adımlarla yürüyorum. Uçabildigim yere kadar koşacağım. Yıldızlara dokunup aya ulaşacağım.

Kaldım işte burada, yolun tam ortasında. Bir ileriye bir geriye bakakaldım. Gideceğim yönü şaştım sandım. Kendime bile yalan söyledim ama öyle olmasını istediğimi çok geç fark ettim. Bir kuvvete maruz kalan her cisim gibi oradan oraya kaydım. Kuytu bir akşamüstü Galata’nın meczup sokaklarında bu düşüncelere daldım. Daldığım kuyudan çıkarak bir olta aradım. Oltanın ucuna takılan balıklar tabaklara konalı çok oluyordu. İşte böyleydi bu hayat. Manasız bir hayatta anlam aramaya çalışmaktı. Kimine göre doğru kimine göre yanlıştı ama herkesin çözmek zorunda kaldığı bir sınavdı. Yolun ortasında durup üzerime gelen rüzgara ve dalgaların beni ortadan ikiye ayırmasına seyirci kaldım. Bana el sallayacak bir gemi dahi yoktu ufukta. Martılar, insanlara simit atıyor, hayaller gerçeğe dönüşüyordu. Bir baykuş kondu, yakınlardaki bir ağaç dalına. İnsanlar onun uğur getirdiğine inandı. On üç kere adını andılar sevdanın; ayrılık, alacaklı gibi kapılarını çalarken. Kimse görmedi, bilmedi. Herkes üç maymunu oynarken. Kaldım işte burada, hayatın tam ortasında. Ne öncesi var aklımda ne de sonrası. İşte ben böyle biriyim. Zamanı, parmak uçlarımda çeviririm.