Lavinya Dergisi

ABRAKADABRA
Deniz SARGUT

Rüzgarı arkama aldım, emin adımlarla yürüyorum. Uçabildigim yere kadar koşacağım. Yıldızlara dokunup aya ulaşacağım.

Kelimelerin büyüsüne inanır mısınız? Üstelik yalnızca güzel söyleyişli bir cümleden bahsetmiyorum. Kelimeleri, sihre dönüştürenlerden bahsediyorum. Bir cümleye bir ömrü sığdırıp size yeni bir hayat sunanlardan. Okuduğunuz kelimelerin ardındaki koca kapıdan. Ceplerinizi bir karıştırın bakalım. O kapının anahtarını bulabilecek misiniz? Yoksa siz de diğerleri gibi kendi ruhunuzun anahtarınızı bir başkasına mı teslim ettiniz? Peki, o anahtarı geri alabileceğinizden nasıl bu kadar eminsiniz? Abrakadabra. Her ne yazdıysam olmuş say. Olan her şeyi muhakkak yazmışımdır. Eğer henüz olmadıysa onu yazmaya fırsat bulamamışımdır. Kapının ardındakine bakmaya cesaretin var mı? Yoksa öylece durup kenardan mı seyredeceksin? Haydi, buyur içeri gel. Sana gerçekleri göstereyim ama görmek istediklerini aklından sileceksin. Olması gerekeni değil, olanın ta kendisini göreceksin. Şimdi sana birkaç yeni numara öğreteceğim. Parmaklarını şıklatarak göğe yükseleceksin. Belki de güneşi kendi ayağına getireceksin. Dolunayın ne dediğini bir sen bileceksin. Yetenek dediğin doğanın ta kendisinde değil midir? Eğer bir yazar olacaksan doğadan gelmen yeterlidir. Sözcükler senin önünde diz çökecektir. Abrakadabra. Söylediğim her ne ise ona inanma. Söyleyemediklerim ise onlardan beter durumda. Yazarlık, yalnızca bir yetenek diyecekler. Onlara kanma. Parlatılmayan her yetenek bir gün ölmek zorunda. Sen en iyisi kalemini şimdiden bilemeye başla. Altında isminin yazmadığı hiçbir şeyde hak iddiasında bulunma. Yaz ve yaz ömür boyunca. Okumadan yazmak hiçbir işine yaramaz unutma. Şimdi yeteneğine sarılıp uyuyacaksan anahtarını daha çok ararsın. Eğer hala anahtarını bulamadıysan gel ve al onu benden.