Lavinya Dergisi

OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ
Kübra ÖZENÇ

Yazmak sonsuz cümle içinde, başının üzerine bir çatı inşa etmek benim için. Hayatta ve ayakta kalmanın başka bir formu.

Eğer hayata yeniden başlama şansım olsaydı daha çok şey başarmak isterdim gibi beylik laflar etmeyeceğim şimdi. Ne zaman bir iki süslü cümle kurmak istesem elime yüzüme bulaştırıyorum. Kağıt ve kalemi kendimden uzaklaştırıyor, araya aşmayı asla beceremediğim duvarlar örüyorum. Kendimin katili oluyorum bir nevi. Her şey olması gerektiği gibi. Yeniden başlasaydım da böyle olurdu. Yedi Renkli Saat kitabını okuyarak başlardı çocukluğum. Okulda kitap değişim günleri geldiğinde yine ayrılmak istemezdim kitabımdan. Çocuk kalbime ilk Muzaffer İzgü dokundu. Yedi Renkli Saat başkaydı. Hayal kurdururdu bana. Zamanı istediğim renge boyardım mesela. Sabah saat 07:00 simsiyah olurdu muhtemelen. Çünkü ben okula gitmeyi hiç sevmedim. Ders tam o saatte başlardı. Muhteşem bir okul hayatım hiç olmadı. Sanırım bunda sıra dayağı hiç eksik olmayan, yaşıyorsa da öldüyse de asla rahmetle anmadığım ilk okul öğretmenimin de payı büyük. Neyse ki artık o eski eğitim sistemi yok. Geriye de geçmişe sövmekten başka çare kalmıyor. Neyse konumuz bu değil. Nerede kalmıştım? Yeniden başlama şansım olsaydı eğer, yine şartların gerektirdiği bir çocuk olurdum ve bunun için kimse beni suçlayamazdı. Yine şartların gerektirdiği kafa karışıklığı yüzünden asi bir ergen olurdum. Oradan oraya yaprak gibi savrulduğumu fark etmeden büyük işler başardığımı zannederdim. Belki bunun için beni suçlayanlar olurdu. En kötü içimden söver, çok patlarsam dışımdan söver ardından bir güzel depresyona girerdim. Sonra iki şarkı dinler ve kaldığım yerden saçmalamaya devam ederdim. Yeniden başlama şansım olsaydı eğer, “büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna yine farklı farklı cevaplar verirdim. Bir ay veteriner olurdum, öbür ay öğretmen, canım sıkılırsa pilot... Annem hostes olmamı isterdi. Hani boylu posluyuz ya. Keşke hostes olsaydım. En azından bir şey oldum derdim. Yani yeniden başlama şansım olsaydı eğer, yine ne olacağımı bilemezdim. Olması gerektiği gibi... Hiçbir şey bilmesem de bir şeyi çok iyi biliyorum. Yeniden başlayabilseydim eğer, 30’lu yaşlarda cevval bir kadın olurdum yine. Başımı bugün olduğu gibi dik tutar ve asla haksızlığa boyun eğmezdim. Ezik kadın imajını ayaklar altına alır ve üzerinden gururla geçerdim. Bildiğimi okurdum yine ve bundan en ufak bir pişmanlık duymazdım. Hatalarımın karşısında ezilmez, onları sevgiyle uğurlar ve bir daha yapmazdım. Öğrenirdim sadece. Ve bu yanıma kar kalırdı. 30’lu yaşlarda bir kadınım şimdi... Aynen böyle... Olması gerektiği gibi...