Lavinya Dergisi

BEN SENDEN GİTMEYİ NE ZAMAN ÖĞRENECEĞİM 2
Fidan GASIMLI

Ruhları bu kadar var olmaya programlı geçici bedenlerimiz neden kovalıyordu varlığı bu denlicesine çılgınca ?

Ayık kafa ile çekilmiyor dünya senden sonra. Çok kez denedim. İnan ne kadar denedim bilemezsin. İnanır mısın? O da muamma. Kaç kez ağladım durup dururken, varlığı varlık gibi gelmeyen onca boş kalabalıklarda. Ben gidemedim. Yapamadım, zorunda da değilmişim. Öyle diyorlar. Fakat sensizken, ben de bir şeylere zorunda olmak istiyorum, tıpkı sen varken de kendime zorunlu kıldığım bir çeşit hülyalar gibi. Bilemiyorum. Şimdi saat sabahın 6'sı. Balkonda oturup etrafı gözlerken buluyorum kendimi. İnsanlar telaşta, dünya dönüyor. Herkes, kesin olmayan bir kesinlik çizgisinde yürüyor gibi bu sabah. Ama ben, ben yapamıyorum. Ben senden başka bir kesinlik kestiremiyorum. Ne oluyor, nasıl oluyor da bu insanlar yapıyor? Bilmiyorum. Nasıl unutulur senle olmak ve sensiz olmak? Ama en acı olan sensizlik. Unutulabilir mi? Bence imkansız. Kendimi koşulladığım iddiaları dolanıyor ortalıkta. Aldırmıyorum. Öyle işte. Olduramıyorum, çünkü olmuyor, zorlayamam ya kendimi. Bu zorlayışlar değil miydi bizi birbirimize düşüren unsurlardan en büyüğü? Ben de öyle düşünüyorum. Usulca ve sessizce. Yorgunum. Senden gitmeyi öğrenemediğim bilgiler ışığında. Bu akşam tüm akşamlardan biraz daha, fazla yorgunum. Bitkin ve huzursuz. Biraz da sensiz açıkçası. Ne olur, nasıl olur başka bir yol biliyorsan kurtar beni bu sensizlikten, çünkü ben senden nasıl gidilir onu hala bilmiyorum.