Lavinya Dergisi

ORMAN PERİSİ
Deniz SARGUT

Rüzgarı arkama aldım, emin adımlarla yürüyorum. Uçabildigim yere kadar koşacağım. Yıldızlara dokunup aya ulaşacağım.

Ormanın derinliklerine doğru yürüyorum yalın ayakla. Bastığım toprağın titrediğini hissediyorum. Hiçbir rüzgar benim hızıma yetişemez artık. Yalnızca saçlarımı savurmakla kendini avutabilir. Yapraklar, dalların hıncından bunalmış durumda. Yaşlı ağacın bilgeliğine sığınıyor. Oysa onları hiçbiri kurtaramaz. Bunu gece ve gündüz kadar da iyi biliyor. Gece çöktüğünde yıldızların beni bulamayacağı bir yere saklanıyorum. Bugün biraz yalnız kalmam gerek. Çalıların ardından çıkan minik sincabı da yerimi kimseye söylemesin diye sıkı sıkı tembihliyorum. Beni anlamış olmalı ancak gitmeye de pek niyeti yok. Kucağıma tırmanıyor sevgiyi hak etmek istercesine. Kendini yormana gerek yok diye fısıldıyorum. Sen zaten sevilen birisin. Fısıltılar yükseliyor yerden göğe ulaşana dek. Çoğaldıkça da kaybediyor hassasiyetini. Herkes farklı bir kelimeyi duyuyor. Asıl söylenmek istenen kimsenin aklına gelmiyor. Toprağın dinginliğine bırakıyorum kendimi. Ruhum bedenimden koparak özgürlüğüne kavuşuyor. Şimdi her zamankinden daha güçlüyüm. Sessizliği dinliyorum yalnızca. Kafamın içinde dolaşan karalamalar yok artık. Koca bir boşlukla doldu ortalık. Sakinliğin kudreti karşısında hayretimi saklayamıyorum. Ateş ve suyun çarpışmasına benzer bir sızı geçiyor göğsümün tam ortasından. İçimde kopacak olan fırtına herkesi kasıp kavurmaya hazırdı. Gözlerimi açtığım anda bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.