Lavinya Dergisi

ANILARIN RÜZGARI
Deniz SARGUT

Rüzgarı arkama aldım, emin adımlarla yürüyorum. Uçabildigim yere kadar koşacağım. Yıldızlara dokunup aya ulaşacağım.

Anın büyüsünü korumaya çalışırken geçmişle gelecek arasına sıkışıp kaldığımızı çok geç fark ediyoruz. Geçmişi bir toprak misali avuçlayıp savuruyoruz rüzgara karşı. Onların bize geri döneceğini hesap edemiyoruz. Anıları bir çerçeveye hapsedersek hep güzel kalacağını zannediyoruz. Ya da hep güzel anların yaşandığını farz ediyoruz. Gerçeğin hiçte öyle olmadığını onlar bize gösteriyor. Tüm vahşet, tutku ve gizemle… Anılar sinsi birer düşman gibi karşımıza dikiyorlar. Merhamet yok fısıltıları eşliğinde gözlerimizin içine bakıyorlar. Anılar ne de acımasız değil mi? En savunmasız olduğun anı bekliyorlar. Seni kıskıvrak yakaladıkları anda da gözünün yaşına bile bakmadan yaşananları hatırlatıyorlar. En mutlu olduğun anda da en kızgın olduğun anda da seni asla yalnız bırakmıyorlar. Ben buradayım dercesine gözlerinin önüne gelip gitmek bilmiyorlar. Lakin onlar kendilerini hatırlatsalar da kime ne fayda? Artık yaşanan her şeyi uzaktan izleyebiliriz yalnızca. Bize dokunamazlar. Kalbimizi teğet geçerek tüylerimizi ürpertirler yalnızca. Bir hayalet gibi etrafımızda dönüp dururlar ama bize dokunacak gücü kendilerinde bulamazlar. Kalemin izi çıkmaz artık defterde. Silikleşmiştir yaşananlar. Deftere dayadığınız elinizde izi kalmıştır yalnızca. Kararmıştır artık tüm umutlarınız. Elinizi kaldırmaya takatiniz yetmez. Vazgeçmişsinizdir. Ve vazgeçmenin hafifletici rüzgarıyla sürüklenip gidersiniz.