Lavinya Dergisi

KİM BİLİR?
Deniz SARGUT

Rüzgarı arkama aldım, emin adımlarla yürüyorum. Uçabildigim yere kadar koşacağım. Yıldızlara dokunup aya ulaşacağım.

Kim bilebilirdi ki? Başlangıçtan bugüne kadar kim tüm gerçekleri görebilirdi? Doğrunun doğru, yanlışın yanlış olduğuna kim karar verdi? Herkes bilir miydi ne söylemesi gerektiğini? Dudaklarından dökülen sözcüklerin nereye gittiğini… Zamanın bir an evvel hükmüne varılması gerektiğini… Lakin o hüküm bir türlü verilemedi. En sonunda da zaman bize hükmetti. Zamanla baş etmenin bu denli zor olduğunu bilmek ne mümkündü? Oysa en başında onun bizi bekleyeceğini sanmıştık. Çok geç olmadan da anladık ki ona yetişmesi gereken bizlerdik. O hiç durmayacaktı. Biz de takatimiz kalmayana dek onun peşinden koşacaktık. Yetişebilir miydik? Orası pek meçhul. Henüz zamanı yenerek ona yetişen biri olmadı lakin olsaydı da bunu biz görebilir miydik, kim bilir? Zaman bizi sarıp sarmalarken o ilk yanlışı kim yapmış olabilir? Kim bizi bu sorularla baş başa bırakabilir? Zaman mı yoksa zamana savaş açan bizler mi? En başından beri yanlış olan bizler miydik? Peşinden koşmak yerine durup geri dönmesini mi beklemeliydik? Bu sonsuz döngü içerisinde geriye dönmenin mümkün olmadığının bilincinde miydik? Bir döngü bittiğinde başka bir döngü daha başlayacaktı lakin biz onu da hesaba katamamıştık. Bu yüzden zamanın elinde oyuncak olduk.