Lavinya Dergisi

MEKTUP
Deniz SARGUT

Rüzgarı arkama aldım, emin adımlarla yürüyorum. Uçabildigim yere kadar koşacağım. Yıldızlara dokunup aya ulaşacağım.

Uzun yıllar sonra hiç beklemediğim bir mektup aldım. Seneler olmuştur ben zarf yüzü görmeyeli. Epeyce şaşırdım, öylece kalakaldım. Elim gitmek istemedi zarftan yana. Bir o yana bir bu yana bakarak oyalandım. Dokununca senin kalbinin değdiği o mektuba, parmak uçlarım yandı. Alev aldı tüm satırlar. Ne seni ne de beni yaralar artık anılar. Dudaklarımdan dökülen her cümle takvimin tozlu yaprakları arasında yankılanır gider anca. Başkasının sesinden duyuyordum o satırları. Hiç tanımadığım bir yabancıdan. Belki bir sokağın köşesinde çarpışmışızdır belki de fark etmeden yürüyüp gitmişizdir yalnızca. Ama artık o bir yabancıydı anla. Aslında hep öyleydi. Gözüme bir yerden tanıdık geliyordu yalnızca. Öteden gelen ruhlar bilirmiş kim olduğunu. Onu hatırlatırlarmış bize. Bak, sen onu tanıyorsun dercesine. Ateşe bir kere dokunan, ateşin kendisi olurmuş böylece. Mektubun son satırlarına geldiğimde yazılar bulanıklaşıyordu sadece. Hatıralar bir ateş kadar sıcaktı lakin bir buz kadar da soğuktu kalbim. Her şey çok uzakta, başka bir dünyadaydı artık. Gençliğimin en güzel yıllarında hala umuda kucak açtığım zamanlardaydı. Mektup, kaydı düştü elimden. Zamanın, kum taneleri gibi etrafa saçılmasını izledim. Günler, geceler geçti gözlerimin önünden. Bir mektup bile etmedik seninle ben.