Lavinya Dergisi

YALNIZLIK
Doğan FIRAT

_Bir yağmur damlası gibi, düştün yüreğime; yürüdüğüm bütün yollar sana çıktı açtığım bütün pencereler sana baktı... _

Hepimizin bir dönem yaşadığı duygudur yalnızlık duygusu. Kişi kendini sürekli negatifleştirir, bütün olumsuzlukları kendine çeker. Öyle ki kendi benliğinden bile kaçarak yine adına yalnızlık dediğimiz duyguya sığınır. Yeryüzündeki tüm canlılar tarafından hissedilen evrensel bir duygudur. Tanımını yapmak oldukça zordur, çünkü yalnızlık duygusu hem objektif hemde subjektifdir. Kelime manasına baktığımızda "kimsesizlik" anlamına da gelmektedir; kendini hiç bir yere ait hissetmeme ve tek bir olumlu düşüncenin bile olmamasıdır. Ruhsal sorunları var ettiği kadar fiziksel sorunlarıda beraberinde getirmektedir. Kanser gibi ölümcül hastalığıda tetiklemektedir, iyiye dair tek bir mutluluk hücrenin olmayıp, bununla birlikte bütün kötü, olumsuz ve kanser hücrelerinin uyandırıp aktifleşmesini sağlamaktadır. Yani yalnızlık dediğimiz şey başta masum gelsede, önüne geçilmediğinde daha büyük hem ruhsal hem de fiziksel sorunların başı demektir. Çoğunluğun bildiği yalnızlık çevresinde onlarca kişinin olduğu, ama aslında kimsenin olmadığı durumu ifade eder. Fakat kişinin ruh halini bozacak kadar ve sağlık sorunlarının baş gösterecek noktaya gelmesi ise kişinin çoktan yalnızlık denilen hastalığın kurbanı olmuş demektir. Birden fazla yalnızlık çeşidi vardır. Birincisi; kişinin gerek iş hayatından gerek özel hayatından yaşadığı sıkıntılardan bunalıma girip, kısa bir yalnız kalma yani dinlenmeden sonra hayatının kaldığı akışından devam etmesidir. Yalnızlığın diğer ve en tehlikeli olanı ise kişinin yine her şeyden kaçıp, kendi benliğinden bile saklanıp yalnızlık denilen sığına sığınmasıdır. Bu yalnızlık türü yavaş yavaş önce ruhsal olarak, sonra da fiziksel olarak ızdıraplı bir şekilde intihara kadar sürüklemektedir. Bunun için her depresyon masum değildir, her yalnızlık kişiye iyi gelecektir diye bir şey yok. Yalnızlık bir tercih değildir, bir sürüklenmedir...