Lavinya Dergisi

RÜYALAR ALEMİNDE
Deniz SARGUT

Rüzgarı arkama aldım, emin adımlarla yürüyorum. Uçabildigim yere kadar koşacağım. Yıldızlara dokunup aya ulaşacağım.

Kabuğumun altında gördüğüm bir rüya nasıl bu kadar canlı ve gerçek olabilirdi? Dokunmak imkansız değil lakin dokunsam kırılacaktı bir yerlerim. Uzakla yakın arasında, iyiyle kötünün ötesinde kalpten ve zihinden daha içte bir yerde bekliyordu beni. Hazırlıksız olduğum bir anda da yakaladı. Karşı koyamadım. Bildiğim tüm gerçeklerden daha sahiciydi o an ve gerçek olamayacak kadar da güzeldi. Pembe bir toz bulutunun içinde geçip gitti. Ne anın kıymetini bilebildik ne de geriye dönünce hatırlayabildik. Varla yok arasında, keşke ve belkiden daha fazlaydı her şey. Biz bunu idrak edemedik. Geceleri gündüzlerden daha fazla sevdik. Belki bir şansımız daha olur diye. Aynı rüyayı tekrar ve defalarca görmek için. İkimizin de aynı rüyayı görüp, aynı rüyadan uyandığını biliyorum. Hatta bazen uyanmak istemediğini. Parmak izlerimiz benziyor birbirine. Dokunduklarımız hücrelerimize işliyor. İmkansız derler bu benzerliğe fakat onlar bilmezler. Bilmezler birbirimizi nasıl sevdiğimizi. Nasıl sevdiğimizi ve sildiğimizi... Aynı rüyadan uyandık biz seninle birlikte. Kabus görmeyi yeğlerdik. Olsun en azından imkansız değildik.