Lavinya Dergisi

LAVİNYA
Deniz SARGUT

Rüzgarı arkama aldım, emin adımlarla yürüyorum. Uçabildigim yere kadar koşacağım. Yıldızlara dokunup aya ulaşacağım.

Ah Lavinya, benim güzel ölüm çiçeğim. Bir tepenin ardında yollarını beklerim. Hayat dolu nefesin kendi yapraklarını şenlendirsin. Romalı düşmanlar senin toprağını bilemesin. Ah Lavinya, neden tüm ölümler bir kadın adıyla başlar bilir misin? Kadının adı yok, isimler hep geçiştirilir. Adımızı söylemezlerse belki gerçek değilizdir oysa Lavinya’sı da Ayşe’si de bizdendir. Asırlar öncesinde kalan bir hikayede bile kadının nefesi kesilmiştir. Medusa, güzel kadın. Güzelliği yüzünden lanetlenmemiş midir? Masum bir kadın iken taştan canavarlara benzetilmemiş midir? Bugün bizi yoldan çeviren de aynı zihniyet değil midir? Kadına ölümü ve cezayı hak gören? Kadının, kendi dişiyle tırnağıyla kazandığı başarının üzerini çizen. Ah Lavinya, senin hayat dolu nefesini kesen caniler bilir midir ateşin suyu yakamayacağını? Ah Lavinya, benim masum ölüm çiçeğim. Usta bir şair gibi şiirler yazmak isterdim, seni aşka ve sevgiye adamayı… Lakin kapanmıyor senden sonra açılan çukurlar. Ölüm bizim peşimizi bırakmıyor. Önce geceleri bahane ettiler Lavinya, oysa gündüzleri daha beterdi. Kıyafetimize laf ettiler ama bizim giydiğimiz güvendi. Onlar bizim güvenimize ihanet ettiler Lavinya, sonumuzu da Medusa’ya benzettiler. Sen bir çiçeksin, narinsin dediler ama bizi toprağımızdan ettiler. Sana söz veriyorum Lavinya… Hayatta kalan biz olacağız.