Lavinya Dergisi

YAĞMURLU GECE
Beritan KAYA

"Kitap okurken saçlarınıza çiçekler takarak kitap kahramanı gibi hissettiğiniz anları sevin "

Üşüyorum ey gönlüm, gel de sarıl bana
Titriyor ellerim, çarpmıyor yüreğim…
Bu sözlerde çalan melodi eşliğinde dans ediyorlardı. Mira gözlerini gitar çalan yeşil gözlü utangaç gence dikmişti. Hafif yağmur yağıyor, o çalıp söylüyor, insanlar kahkahalar eşliğinde onun önüne para atarak dans ediyordu. Az sonra genç tek başına kaldığında susarak gökyüzüne bakıp derin derin nefes aldı.
Mira, kimse kalmayınca tüm cesaretini toplayarak gencin yanına gidip şöyle söyledi.
-üşüyorsan ellerimi tut.
Genç şaşkınlık içinde tebessüm ederek ekini kıza uzattı. Kız, mutlu olarak gencin elini bırakmadan kafasını kaldırıp yüzüne düşen yağmur damlalarını hissetti.
-şimdi bana sarıl ve dans edelim.
Genç adam, cesurca konuşan Mira'ya hayranlıkla bakıyordu. İkisi şiddeti artan yağmurun altında dakikalarca tek başlarına müziksiz dans ettiler. Günün sonunda sırılsıklam bir şekilde vedalaşmışlardı fakat yürekleri artık sıcacıktı.
Mira, herkesle dans eden ama kendi o mutluluğu yasayamayan genci her gün izlemiş, en azından onun da dans etmesini sağlayarak mutlu olmuştu. Tabi ki bu cesaretin getirisi olarak da o gece başlayan en masum aşk doğmuştu...
Bazen adım atmaya çekindiğimiz, basit bulduğumuz en ufak hareket bile tüm dünyamızı yeni baştan kurabilir. Bazen, tüm cesaretimizle attığımız o minicik adım bizi dünyanın en mutlu insanı yapabilir…
"Yapmak istediklerini düşün… O an şimdi..."