Lavinya Dergisi

YILDIZLARIN ARASINDA
Deniz SARGUT

Rüzgarı arkama aldım, emin adımlarla yürüyorum. Uçabildigim yere kadar koşacağım. Yıldızlara dokunup aya ulaşacağım.

Gökyüzünün bilinmeyen bir yüzü var. Bulutların kendilerinden bile sakladıkları gözyaşları… Güneş her zaman doğudan doğmuyor ve batarken batıya uğramıyor. Ay, bizi yalnızca tutulurken mi hatırlıyor? Gökkuşağını gördüğümüz günlerin sayısı epeyce azaldı. İçinizdeki nefret onu toza bularken gökyüzü ışıl ışıl parlamakta ne haklı. Yıldızları konuşmaya başlamamız epeyce zaman aldı. Yanıp sönen hayaller gibi bir görünüp bir kaybolurlardı. İstediğimiz zaman onları bulamazdık ama en çok ihtiyaç duyduğumuz anlarda onlar bizi bulurdu. Bazen bir dilek tutup usulca göğe bırakırdık. Umut tanecikleri arasında göğe yükselişini izlerdik. Bazen bir yıldız kayar geçerdi hayatımızdan. Yanımızdakine baktığımızda istediğimiz her şeye sahip olduğumuzu düşünürdük. Lakin o anın sonsuza dek sürmeyeceğini henüz idrak edememiştik. Parçalanmış gölgelerin arasında kalan bir parça mum ışığı, yönünü içimizdeki yıldızlara doğru dönmüştü. İki parça yıldızın patlayarak oluşturduğu Sirius gibi biz de bedenimizden ayrılan ruhumuzla bütünleşerek bütün evrene ışık saçmaya devam edecektik. İçimizde parlayan gücü, gözlerimizden yansıyan alevi herkes görebilecekti. Kendi karanlığında yaşayanlar hariç. Çünkü onlar kalplerindeki geceye mahkumdu.