Lavinya Dergisi

PARANTEZLİ CÜMLELER
Yasemin YILMAZ

"Kalıyoruz... Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz."

Nereden başlasam diye düşünürken nerede olduğumu fark ettim aslında bugün. Her yerdeydim sanki ama hiçbir yerde değildim de. Hatta belki en çok hiçbir yerde değildim. Nereye gitsem yabancıydım, nerede dursam eğreti. Ya dar geliyordu bu beden o yerlere ya da biraz genişti. Bazen bazı yerlerde kendinden emin ve kocamanken bir zaman geliyor küçücük kalıyordum (hep kaldım). Nereye nasıl sığabilirdim, nasıl, nerede sıkışmadan durabilirdim, ruhumu özgür bırakıp midemi kelebeklerle doldurabilir, içimi kuş kanatları eşliğinde göğe teslim edebilirdim (bulamadım)? Bir sürü eksik vardı oysa tamamlamam gereken. Tut ki uzaklarda bir yer bulacağım kendime. Lüks bir görüntü de yok gözümün önünde. Lüks benim dört odacıklı evimdeydi, kalbimde (zamana karşı koyan kalbimde). Zamanı bir uçurtmanın ipini bileğime doladığım gibi doladım zihnimde (ki hiç uçurtma uçurtmadım). Uzadıkça uzadı, rüzgarlara kapıldı. Bazen tam yakalamak isterken kaçırdım, bazense kaçmak üzereyken en sonunda yakaladım (hep en sonunda gördüm). Kaçırmışlığım da vardı tabi. Zamanım öyle ya da böyle süzülmüştü bir yerlere çakılmışlıklara rağmen. O an anlamıştım işte. Zaman, bir uçurtmanın ipini bileğine doladığın yerde durmuyordu. O bağımsızdı, sen onu istediğim yere çekerim zannederken o seni istemediğin yerlere bile çekebiliyordu. Zaman olmak istedim. Belki her yere sığardım o zaman ve her yere giderdim (iyi şeyler zaman alır derlerdi belki de iyi şeyleri zaman alırdı, alırdım ben de). Sonra fark ettim ki zaman olmakta yetmiyordu. Muğlaktı çünkü, güçtü, fazlaydı, ulaştıramazdı. İçinde bir yerlerde gitmeler biriktirdiysen eğer gidecektin. Ne olduğun önemli değildi. Bugün ya da yarın belki çok daha sonra ama gidecektin. Ayakların seni durdurmak için yoklardı sadece. Dün vardın, bugün varsın ama yarını vardan sayamazsın. En çok da bu yüzden duramazsın (ayakların seni durdurmasın). Senin gitmelerin şimdilerde içinde. İnanırsan eğer oraya giden adımları da atarsın. "Kendime, kendimden... en çok içimden parantezli cümlelerim."