Lavinya Dergisi

ADI OLMALI İNSANIN
Elif AYDIN

“Eksilen her takvim yaprağı bizi sonsuzluk penceresine bir adım daha yaklaştırırken her an’ı dolu doluya yaşamak arzusu kaplar yüreğimi. Buğday tanesinden çok olan ve her geceyi aydınlığa kavuşturan gün hatırına yaşamak her şeye ve herkese rağmen İnsanı hayatta tutan yegane gerçek. An’’ın güzelliğinin farkına varın “

Bir rüzgar eser, dalları kırar; yağmur çiseler derin toprak kokusuna boğar her bir köşeyi. Güneşin önüne geçince bulut, karartır etrafı. Sinek vızıltısıyla, ağustos böceği sesiyle kuşlar şarkılarıyla değiştir an’ı.
Haftalar geçer, aylar, mevsimler hepsi ayrı bir iz bırakır gönülde. Acı ise bir çizgi halinde yüzde… Yapılan işlerin izleri ise nakış nakış ellerde…
İki kapılı bu Han’ın giriş kapısından çıkış kapısına kadar olan tüm yolculuğu insanın… Önüne sayısız yollar çıkar bu yolculukta kimi dikenli kimi hasarlı kimi taşlı kimi ise cennet bahçesi… Pek çok kimseyle kesişir yolu bu alemde. Pek çoklarıyla gülüşür, ağlaşır, dövüşür. Fakat geriye sadece o insana ait izler kalır ve anılar.
Etrafta gördüğümüz evrendeki her şey bir iz bırakmak için uğraşır. Çünkü buradan geçtiğinin bilinmesini ister. Ağaçlar tohumlarını serer kalıcılığını sabitlemek için. Kimi çocuk doğurur. Kimi eser bırakır ardında kimi ise sözleriyle kazınır zihinlere.
Salyangoz geçtiği yolları çizerek gelir, yılan sürünürken iz bırakır toprakta, arı bal üretirken bir çiçekte. Ya insan? Şayet belki de bu yüzden gittiğimiz her yerde bizden bir şeyler bırakma isteğimiz. Aşıklar, aşklarının varlığını kanıtlamak için mi kazır ağaca isimlerini? Okul sıralarına yazılan isimler gibi “buradan bir ben geçti”, diyebilmek belki de tüm amaç. Adı olmalı insanın zamanın çizgisinde. Birileri okusun, görsün, hatırlasın diye tüm bu çaba. Amaç hep unutulmamak çünkü en büyük korkumuz yok olmak.