Lavinya Dergisi

VEDA BUSESİ
Deniz SARGUT

Rüzgarı arkama aldım, emin adımlarla yürüyorum. Uçabildigim yere kadar koşacağım. Yıldızlara dokunup aya ulaşacağım.

Kurumuş yapraklarını savuruyor sonbahar. Bir veda şarkısı çalıyor bize rüzgar. Kısık ama derinden gelen bir ses ile dökülüyor son sözler. Kimileri öyle gerçek ki buzdan bir hançer gibi saplanıyor sırtımıza. Soğuk bizi yakarken gerçek sandığımız her şey parçalara ayrılıyor. Kimileriyse öyle sahte ki doğru bildiğimiz her şeyi bize sorgulatıyor. Hiç yaşamamış olmayı diliyoruz. Bir hicran ayıdır sonbahar, bir hazan. Bir söylediğini bin işittiğin bir zamandır. İnsanlar hala aynıdır ama söyleyecek bir cümleleri daha vardır. Çünkü zamanında söylenmeyen kelimeler bu mevsimde daha anlamlıdır. Veda etmek, kuruyan yapraklarını dökmek için en ideal zamandır. Belki önünüzde kara bir kış, fırtınalı günler vardır. Ancak soğuk rüzgara dur dediğiniz birkaç aydan sonra yeni tomurcuklar açacaktır. Güneş yine çıkacak ve ilkbahar iliklerinize kadar size aşkı sunacaktır. Önce kalbimizdeki kurumuş yaprakları süpürmeliyiz. Bize iyi gelmeyen her şeyi bir köşeye sürüklemeliyiz. Tüm ışıkları söndürüp yönümüzü kuzey yıldızına dönmeliyiz. Parlayan her şeyin gerçek olmadığını, gerçek olan tek şeyin insanın kendi kalbinde olduğunu söylemeliyiz. Başkalarının kalbine, kibrine, hasedine elimizi sürmemeliyiz. Bir mektup vereceğim şimdi sana. Veda etmen gereken her şeyi satırlarına doldur. Üzerine de kalbinin mührünü vur. Hazan da hicran da hep seni bulur. Aslında veda ettiğin tek şey kendi ruhundur. Bir veda busesi vereceğim böylece sana.