Lavinya Dergisi

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ
Elif AYDIN

“Eksilen her takvim yaprağı bizi sonsuzluk penceresine bir adım daha yaklaştırırken her an’ı dolu doluya yaşamak arzusu kaplar yüreğimi. Buğday tanesinden çok olan ve her geceyi aydınlığa kavuşturan gün hatırına yaşamak her şeye ve herkese rağmen İnsanı hayatta tutan yegane gerçek. An’’ın güzelliğinin farkına varın “

“Bir varmış, bir yokmuş” hayatı en güzel özetleyen dört kelime. Daha iyisini duymadım ömrümce. Çünkü bir vardı insan bir yoktu. Daha dün konuştum onunla, daha dün dertleştik, daha birkaç gün önce sinemaya gittik şarkı söyledik, daha geçenlerde gördüm; gayet iyiydi, daha bugün şakalaşmıştık gibi sınırsız cümle yığınından başka sözler dökülemez insanın ağzından. Kabul edemez insan gidişi… Aklına hayaline sığdıramaz. Görünce evin önünde kalabalığı anlar; ama konduramaz. Ölüm, yüzü soğuktur; ürkütür insanı.
Sağlığında kimsenin uğramadığı ama gidişiyle herkesin bir anda en sevdiği ablası, abisi, halası, amcası her neyiyse oluverir. Çok iyi bir insandı sözleri duyulur kulaklarda. Kötü biri bile olsa buna aldırmadan… Havadan, sudan konuşulur da konuşulur taziye evinde. Ölüm hak, gerisi yalan vadesi doldu, gitti der kimisi, vakit dolduruyoruz hepimiz der öteki konuşmak için sözler arar gibi… Kaşık sesleri, tabak sesleri acını unutturmaya yemin etmiş, acını yaşatmamak için kasten yapıyor gibi… Bir bakmışsın gelenin telaşıyla unutmuşsun gideni. Ama hep geleceğine dair garip bir his vardır. Bazen görürsün onu, hep oturduğu sandalyesinde. Bazen dolaşır evin içinde bir yerlerde. Çıldırıyorum sanırsın ama beynin kabul etmez bunu, hep tekrar geleceğini fısıldar durur kulağına. Taziye faslı bitti de herkes gitti mi evine hüzün çöker gözlerine ve bir ağırlık omuzlarına. Yalnız kalır insan her şeyini kaybetmiş vaziyette. Nefesini kaybeder gibi… Boğuluyor gibi…
Hayat fani
Ölüm ani demişler.
Bekletme kimseyi.
Kırma insan kalbini
Söyle sevdiğini
Yap bir güzellik hem kendine hem karşındakine
Unutma hayat kısa
Bir varmışız bir yokmuşuz gibi…