Lavinya Dergisi

BİA'NIN PIRLANTASI
Beritan KAYA

"Kitap okurken saçlarınıza çiçekler takarak kitap kahramanı gibi hissettiğiniz anları sevin "

Bia, kısa kızıl saçlarını en tepede toplayarak çıplak gözlerle güneşe baktı. Uzun tırnaklarının arası kum dolmuştu. Güneş en kavurucu saatindeydi. Isınmış şişesindeki sudan birkaç yudum alarak ayağa kalkıp çiçekli şalvarına bulaşan kumları eliyle iteledi. Kavanoza doldurduğu kumu çantasına atarak, tarla başında bıraktığı sarı bisikletine binip evinin yolunu tuttu. Eve girdiğinde uyuklayan ninesine selam verip üst kattaki odasına koştu. Bia, ailesini kaybettikten sonra 6 yaşından itibaren ninesinde yaşıyordu. Cam kavanozunu gece yarısı olduğunda çantasından çıkarıp eline alarak, açık penceresinden gökyüzünü izledi. Hafif rüzgar estiğinde ise Bia, heyecanla kavanozun kapağını açarak kumu rüzgara bıraktı. Rüzgar, taneleri alarak kısa sürede kendiyle birlikte götürüp gitti. 9 yaşındaki Bia, gözlerini kocaman açarak aya bakmaya devam etti. Ninesi, bir inanca göre çocuklar 10 yaşına basmadan bereketli kumu bulup rüzgara doğru dökerse, aydan periler gelip o çocuğun bir dileğini gerçekleştirirdi. Bia, bu hikayeyi dinlediği günden beri köyde dolaşmadığı tarla, toplamadığı kum kalmamıştı. 10 yaşına girmesine sadece 2 gece kalmıştı. Bia, son kumunun da işe yaramadığını görünce mutsuzlukla içeriye geri girdi. Penceresini tam örteceği sırada, Ayın olduğundan daha fazla ışıldadığını ve yıldızların dönerek ayın etrafında adeta dans ettiğini gördü. Bia, heyecandan terlik bile giymeden beyaz geceliği ile bahçeye fırladı. Ellerini kaldırarak mutluluktan zıplamaya başladığında ışıldayan aydan kopan bir cismin ona doğru uçtuğunu görünce aniden korkup yere düştü. Saniyeler içinde, yanına mücevherlerden yapılmış kanatlarıyla bir peri geldi. Peri, bembeyaz, uzun siyah saçlı ve mavi gözlüydü. Tüm vücudu ışıl ışıl parlıyordu. Bia’yı kanadıyla sararak yanına alıp havalandı. Bia’nın kalbi hızla atıyordu fakat çok da mutluydu.
“Sonunda bereketli kumu sana yolladım öyle değil mi? O zaman beni hemen anneme götürmeni istiyorum peri.” dedi yüksek sesle.
Peri, az sonra devasa bir denizin üzerine indi. Bia, denizin üzerine bırakılmıştı ama batmıyordu. Ayaklarının suyun üzerinde duruşuna, karanlıkta daha korkutucu olan denize ve hayranlıkla Periye baktı. Peri, gökyüzünden Bia’nın üzerine simler, çiçekler yağdırıyordu. Denizin içindeki balıklar ışık saçmaya başladığında karanlık deniz biraz aydınlanmıştı. Bia, çiçekleri toplamaya çalışırken kendini onlarca perinin arasında buldu. Denizin üzerinde, mücevher kanatlarıyla birbirinden güzel periler ona bakıyordu. Bia, bu eşsiz anın asla bitmemesini diledi. Onu kanatlarına saran peri yaklaşarak elindeki kutuyu Bia’ya uzattı. Bia, sarı kutuyu eline aldığında kutunun üzerinde ufak elmasların olduğunu gördü.
“Annen dünyaya veda ettiği için buraya geri dönemez Bia. Bizler senin bize gönderdiğin kum taneleri eşliğinde annene giderek, onun sana olan hediyesini alıp sana getirdik.”
Peri, bunu söylediğinde ona tekrar kutuyu işaret etti. Ay fazlasıyla ışıldadığında tüm periler gökyüzüne kanat çırparak yükseldi. Bia, onlara bakarken denizin ışığınındı yavaş yavaş söndüğünü anlayınca tekrar perilere baktı; fakat ay normale dönünce Bia, aniden suya battı. Denizin suyu balıkların arasından onu içine sürükleyerek dibe doğru götürdüğünde tam boğulacakken, kendisini odasında buldu. Sırılsıklam bir şekilde ayağa kalkarak heyecanla kutusunu açtı. Elmas işlemeli kutunun içerisinde ufak bir not kağıdı ve iki tane masal kitabı vardı. Notta şunlar yazılıydı.
“Benim güzel kızım, bu dünyadaki prensesim. Kum taneleri beni sana getirdiği için çok mutluyum. Periler, bu dünyadaki en büyük sihri sana hediye olarak gönderdi. Onlar senin hayatında yol göstericin olsun.”
Bia, bu notu okuduğunda gözyaşlarına engel olamamıştı. Annesi ona en değerli hediyenin kitaplar olduğunu anlatmıştı. Kitap okuyarak büyüyecek, gelişecek ve kazandığı bu birikimlerle hayatına güçlü biri olarak devam edecekti…
Ceren, elindeki Bia’nın Pırlantası adlı kitabı bitirdiğinde masasına koyup derince nefes aldı. Penceresini açarak gökyüzünde duran Ay’a baktı ve gülümsedi. Okuduğu kitaptan çok etkilenerek, sabah olduğunda ailesinden doğum günü hediyesi olarak kitap istedi. Anne-babası kızlarının değişimine şaşırarak bunu mutlulukla onayladılar. Ertesi gün evlerinin denize bakan odasında minik bir kitaplık yaptırarak, 15 yaşına girecek olan kızlarının gelişimine katkı sağladıkları için onun isteği üzerine her gün kitap okuma saati düzenlediler. Bu sayede Ceren, etkilendiği Bia’nın Pırlantası kitabı sayesinde, daha birçok dünyaya giriş yapacak ve daha birçok şey öğrenecekti.
Son...