Lavinya Dergisi

EYLÜL'E BİR BİLET
Deniz SARGUT

Rüzgarı arkama aldım, emin adımlarla yürüyorum. Uçabildigim yere kadar koşacağım. Yıldızlara dokunup aya ulaşacağım.

Mevsimler sonbaharı getirirken takvimler Eylül ayını gösteriyordu. Gece geç bir saatte istasyona doğru yürürken soğuk bir rüzgar tarafından yolum kesilmişti. Az biraz şikayet etsem de emin adımlarla yürümeye devam etmiştim. Ayak seslerim ıslak kaldırımlarda yankılanıyordu. İşte insan ancak böyle bir günde veda etmeye cesaret edebilirdi. Cebimde duran saati çıkarıp baktım. Trenin kalkmasına on dakika kalmıştı. On dakika, koca bir hayatın arkasından el sallamaya yeter miydi? Belki de hayat bana bu on dakikayı bile çok görecekti. Yelkovanın bir yere yetişmeye çalışıyormuşçasına koşmasını başka bir şeye yoramıyordum. Tren hareket etmeye başladığında kafam çok başka bir yerde, bizim mahallenin köşesindeki o küçük evdeydi. Sessizce gülümsedim içimden. Belki de unutmaya ihtiyacım yoktu. Kafamın içindeki o küçük evde anılarımıza sarılarak yaşamaya devam edebilirdim. Başka türlüsü güç diye düşündüm. Birkaç dakika sonra kafamdaki düşüncelerin yerini boşluğa bırakacağına aldırış etmeden. Yol boyunca ağaçları izledim, anıları kalbimin bir köşesine gizledim. Tekrar tekrar yazdığımız kelimelerin anlamını yitirdiğini hissettim. Belki de her kelimenin değeri henüz keşfedilmediği günlerde güzel diye düşledim. Ben, o trene ne zaman bindim hiç bilemedim. Yol boyunca gördüklerimi bir ben bildim. Belki de henüz o yola gitmedim. Sokağında başında seni bekliyorum. Sen, o küçük evin penceresinde benim yolumu gözlüyorsun. Belki de seni hiç görmedim. Anı defterime karaladığım o birkaç satırda yaşadın. Takvimler Eylül ayını gösterirken sanki sen hiç olmadın.