Lavinya Dergisi

AYNA
Deniz SARGUT

Rüzgarı arkama aldım, emin adımlarla yürüyorum. Uçabildigim yere kadar koşacağım. Yıldızlara dokunup aya ulaşacağım.

Bazen insanların hayatla yüzleşmesi gerekir. Gerçeği görmek ve yoluna devam etmek isteyenler için hayat şartları bunu gerektirir. Bazı insanların ise ilk önce kendisiyle yüzleşmesi gerekir. Geçmişiyle, geleceğiyle, aynadakiyle… İçindekini dışarıya yansıtmadan önce kendisi görmelidir. Hatta konuşurken aynanın karşısına geçip gözlerinin tam içine bakmalıdır. Doğru cevabı ancak bu şekilde alabilir. Tabi gerçekleri görmeye cesareti varsa. O gerçekle yaşamaya cesareti olmayanlar gözlerini kaçırıp aynaların üzerini kapatırlar. Zannederler ki ne kadar hızlı koşarlarsa o kadar çabuk varırlar. Yanılırlar. Sağlam atılmayan her adım boşluğa düşer. Herkesin bir kaçış hikayesi vardır aslında. Kimileri uzağa gider, kimileri kendi içine. Peki, eve ilk varan kim olur? Kimi karşılaşmalar vardır ne adından ne ardından söz ettirir. Peki, aynada gördüğünüz yüz size kimi aksettirir? Elimizi uzattığımızda aynada yansıyan kişi yarı yolda karşılar mı bizi? Eşlik eder mi her hareketimize? Yoksa bir yabancı gibi karşımıza geçip bekler mi? Gözlerimize bakan gerçeği söyler mi? Biz gerçeği kendi gözlerimizden bile gizler miyiz? Sorduğumuz soruların bir önemi var mıdır yoksa sadece cevabını bildiğimiz sorular mı bizi rahatlatır? Peki, sizin aynaya bakmaya cesaretiniz var mı?