Lavinya Dergisi

YAŞAYAN MASALLAR
Rana TOPATAN

Rana Topatan

Kollarımın uzanamadığı yerlere bıraktın hep anahtarları. Sana ulaşmamı hiç istemedin. Sorularımın cevaplarını bilmediğin için hep kaçtığını zannederdim. O sorular içimde kaldı ve ben yaş aldıkça büyüdüler. Küçükken cevaplamak için sıraya koyduklarıma şimdi yetişemiyorum. Ama en çok aklımı kurcalayan soruya cevap buldum. Meğer sen en çok kendinden kaçıyormuşsun baba. Ne soramadıklarımdanmış bu kaçış ne de senin sormadıklarından. Zaman, beni içimdekilerle seni kaçtıklarınla eskitti işte. Her evladın arkasında bir çınar gibi boy tutan babayı ben sadece dizilerde ve filmlerde gördüm. Ben hep susmalıydım. Diyeceklerim doğrular da olsa susmalı. Ve sen hep bana sırtın dönük durmalı ya da gözlerini kaçırarak bakmalıydın. Sahi sen bana hiç masal anlatmadın baba. Hiç korktuğumda yanımda olmadın. Hiç başımı okşamadın. Hep sustun. O derin bakışların ve asla değişmeyen sükunetinle hep sustun. Yalan da olsa beni inandıracak sözler söylemedin. Bu masalın sonunu değiştiremiyorum baba. Bana belki bir kez masal anlatsaydın ben de sonu için fikirler üretmeyi başarırdım. Biliyor musun, mutlu sonu olan masallar yaşamıyorlarmış. Bana öyle bir masal anlat ki baba, beyaz atlı prensim sen ol. Bana öyle bir masal anlat ki tüm masallar hayat bulsun. İçinde olduğum bu masal diri diri yanıyor. Ne yazık ki ne sonunu değiştirmeyi ne de masalı yaşatmayı biliyorum. Tuzla buz olup üstüme yağan masalın küllerine derin bir nefes alarak üflüyorum. Yaşayan ve sonu değiştirilebilecek birçok masalımız var. Masallarınıza sahip çıkın sevgili okurlar. Yeniden yeniden ve yeniden masallarımız olması mümkün